Galatasaray:3 Gençlerbirliği:2 Yazar Yorumları

Mustafa DENİZLİ-Milliyet Tuhaf bir maç

G.Saray'ın karşısında tecrübeli ve akıllı bir takım olsaydı, Servet ve Song'un 1-0'dan sonra rakip sahanın ortalarına giderek hücuma katılmalarını çok pahalıya ödetebilirdi


Bir tuhaf maç oldu. Futbolseverler Gençlerbirliği takımını içeride olsun, dışarıda olsun oynadığı agresif ve iyi futbolla, ligin üst sıralarını zorlamasıyla, yaptığı güzel transferlerle, çıkardığı genç oyuncularla hep olumlu tanımışlardır, bilmişlerdir.
Bu sezon ilk defa bunun dışında bir Gençlerbirliği izliyoruz. İstanbul'da üç büyüklere gol atarak oyuna başlamak ve sonra bunu devam ettirmek ancak o takımın üzerine giderek mümkün olabilir. Fakat Gençlerbirliği golden sonra yarı sahasını geçemedi. Zaten ilk yarıda yaptığı yarım atak golü getirmişti. Bülent Korkmaz, Gençlerbirliği'nde çok yeni, ama çok çalışacak ve takımına eski havasını getirecektir diye düşünüyorum.
Gençlerbirliği'ni böyle görünce Galatasaray'ın nasıl olduğuna tam karar veremiyorsunuz. Maçın sonunda bende oluşan düşünce şuydu; Galatasaray ilerisi için ümit veren, iyi olabilecek bir genç takım. Ancak asla ve asla bir büyük takım görüntüsünde değil. Uğur, Hakan Balta, Barış, Arda, Serkan ve Mehmet Topal ile çok iyi bir genç takım olabilirler. İleriye büyük umutlar taşıyabilirler, hadi Arda'yı bir kenara koyalım, bu kadroyla şampiyon da olabilirler, ama asla rakibini sahada ezen, tribündeki taraftarına, "Bu benim büyük Galatasarayım" dedirten bir takım olamazlar.
Büyük takım büyük futbolculardan oluşur. Bu futbolcular da belki ileride büyük isimler olacaklar, fakat bu denemelerle, bu yöntemle onların da Galatasaray'ın da işi zorlaşır. Galatasaray iyi şeyler yapmıyor mu? Mutlaka çok iyi şeyler yapıyor. Bunların başında çabuk oynama ve çok adamla hücum etme düşüncesi geliyor. Takım pozisyon da üretiyor, ancak dünkü Galatasaray'ın karşısında tecrübeli ve akıllı bir takım olsaydı, Servet ve Song'un 1-0'dan sonra rakip sahanın ortalarına gelerek hücuma katılmalarını çok pahalıya ödetebilirdi.
Üzerine basa basa söylüyorum Galatasaray çok iyi bir ümit takımı görüntüsü veriyor. Ama Galatasaraylılar büyük bir takım görmek istiyor. Takım böyle oynayınca birçok maçını kazanabilir. Zorluk derecesi yüksek karşılaşmaları ve derbileri kazanmaları ise zor diye düşünüyorum.
Feldkamp, Arda'yı oyundan alıyor. Arda bir büyük futbolcu adayı. Ona yanlışlarını gösterip, devamlılığını sağlamalı. Oyundan alarak cezalandırmamalı. Bazı futbolcuların buna ihtiyacı vardır. Bu Lincoln, Hakan Şükür, Ümit Karan ve Hasan Şaş'da da böyle. Temel taşlarında devamlılık sağlayacaksınız, gençlerle de değişkenliği daha sonra da sürekliliği ortaya çıkaracaksınız ki, sorunsuz bir takımı ileriye taşımak mümkün olsun.
Hakikaten garip bir maç oldu. Beş golün beşi de vasıtayla ağları buldu. Dördü rakiplere çarparak, hatta beşincisi kaleciden gelerek gerçekleşti. Yani direkt vuruşlar gol olmadı, hep bir yardımcı ortaya çıktı. Galatasaray taraftarıyla ligde ilk buluştuğu maçta kazanmanın keyfini yaşadı. Fazla taraftarı gelmese de maçı mutlu bitti.

 

***

Rıdvan DİLMEN-Milliyet

 

Müthiş ilk yarı

Son dönemlerde bu kadar iştahlı ve arzulu bir Galatasaray izlememiştim. İlk yarıda değil Gençlerbirliği, kimi yakalasalar fena yaparlardı


Galatasaray üst üste gelen kötü sonuçlardan sonra o kadar hırslanmış ki Gençlerbirliği'ni dün gece adeta sürklase etti. Hem de o kadar moral bozukluğu içinde maçın hemen başında geriye düşmesine rağmen...
Evet Gençlerbirliği iyi değil. Kadrosu da yeterli değil. Ama Galatasaray dün ilk yarıda kimi yakalasa fena yapardı. Son dönemlerde bu kadar iştahlı, bu kadar arzulu bir Galatasaray izlememiştim.
Takım halinde pres yaptılar, rakibi adeta boğdular. Mehmet Topal önderliğinde başladı bu pres. Mehmet Topal takımı önde tutmayı başardı. Hem top kazandı, hem oynadı, hem de gol attı. Nonda ve Serkan da hareketli olunca, araya iyi koşular yapınca Gençlerbirliği'nin savunma dengesi alt üst oldu. Arkadan gelen Arda ve Lincoln de defansın boşluklarına sürekli sızdılar. Buna bir de iki bekin devamlı hücuma çıkması eklenince Gençlerbirliğili oyuncular topu ayaklarında tutmakta zorluk çektiler. Kazandıkları topları bile yoğun pres karşısında hemen kaybettiler. Galatasaraylı oyuncuların şok baskınları karşısında çaresiz kaldılar. Ve doğal olarak skor avantajını hem koruyamadılar, hem de çok çabuk yenik duruma düştüler.

Tempo düştü

İkinci yarıda yoğun maç trafiğinin verdiği yorgunluk ve ilk yarıda inanılmaz efor harcaması doğal olarak Galatasaray'ın temposunu biraz düşürdü. Ancak yine de oyunun kontrolünü hep ellerinde tuttular. Belki fazla baskı kuramadılar ama yine de skoru artıracak net pozisyonlar buldular. Lincoln'ün golüyle de iyice rahatladılar. Sonuçta Galatasaray rakiplerinin yenildiği bir haftada kritik bir galibiyet alarak hem zirve yarışında önemli bir avantaj elde etti, hem de gelecek haftalar için moral depoladı.

 

***

Halil ÖZER-Milliyet


Gençliğin direnci

 

Bilmem Serkan'a dikkat ettiniz mi. Fizik filan hak getire. Hatta futbolcu tipi bile yok. Ama vızır vızır. Her yeri karıştırıyor ve bozuyor


Orta sahada Arda, Barış, Mehmet Topal. Yanlarında Lincon. Hücumda Serkan Çalık ve Nonda. İkisi de orta alana gelip yardım eden futbolcu. Yani zaman zaman altılı bir orta alan. Özellikle sabitler yani Mehmet ve Barış savunmanın önünde tam bir sigorta. Eğrisine doğrusu, ya da Kalli'ye damardan enjekte tavsiye ile oldu, ama iyi oldu bu kadro. Eğer direncin varsa zaten sahada fizikman galipsin. Galatasaray dün bunu yaptı. Üç puanı aldı. Daha doğrusu sadece futbolu düşünen, kafalarında hiç tilki dolaşmayan hırslı gençleriyle bu kritik maçı kazanmayı başardı.
Oysa maça yenik başlamıştı Galatasaray. Ama sahadaki bu kadronun umurunda olmadı bu zamansız gol. Her şekilde bastılar, her şekilde topa hakim oldular. Gençlerbirliği'ni altı pasa ittiler. Ve belki de uzun zamandır ilk kez Servet ile Song'un mahallevari uzun topları yoktu. Bu çok önemliydi. Topu yere indirdiler. Sağdan, soldan ve göbekten pozisyon aradılar. Bir ay önceki Lincoln olsaydı, daha ilk yarı bu iş biter, ikinci yarı pazar gezmesine dönerdi.
Aslında o golden sonra oyun avantajı Gençlerbirliği'ne geçmişti. Ama Ankara ekibi özellikle orta alanda topa hiç basamadı. Sanki golü o yemiş gibi birden büyük bir panik içine girdi. Her türlü Galatasaray aksiyonunun yolunu açtı.

Lincoln zararlı

Kalli bu maçta Mehmet Topal'ı herhalde gördü. Yakında anlarız. Her yönüyle mükemmel bir futbol fiziği var. Hem sağı hem solu kullanabiliyor. Hava toplarında iyi. Şut atabiliyor. En önemlisi çok koşuyor. Topal sadece bu maçta değil, oynadığı her maçta böyleydi. Ama ne yaptıysa Kalli'ye yaranamadı. Dün de yine hakkını verdi. Futboluyla hesap sordu. Elalem elindeki kıymetleri baş tacı yapar. Galatasaray'da ise sanki suçlu oluyorlar.
Bilmem Serkan'a dikkat ettiniz mi. Fizik filan hak getire. Hatta futbolcu tipi bile yok. Ama vızır vızır. Her yeri karıştırıyor ve bozuyor. Neredeyse bacak arasından geçecek. Öyle eli belinde beklemek yerine, hep koşu halinde. Sürekli kolluyor. Dün Nonda tutuktu, ama o vardı.
Ve tabii bir de Lincoln'e parmak basmak lazım. Golü atması bile onun paçayı kurtarmasını sağlamaz. Bu haliyle bu takıma zarar verir. Ne pas verebiliyor, ne asist yapabiliyor, ne dripling ve ne de adam eksiltebiliyor. Adam üç ayda sosyete topçusu oldu.

 

***

 

Doğan KOLOĞLU-Vatan

 

Zoraki yenilik

Rakip alıştığımız G.Birliği değil. Dün sahaya çıkarken sadece gol yememeyi düşünen bir takım görüntüsü vardı. Neden? Oysaki G.Saray dün çok eksik kadroyla oynadı diye tereddütteydik. Üstelik 12. dakikada Mehmet Topal 25 metreden vurdu. Rakibin bacak arasından geçen top kaleciyi de şaşırttı. İlk 15 dakikada G.Saray’ın benzer 2 golü de aldatmacanın ürünüydü sanki.
Eskiden G.Birliği çok iyi kollektif paslaşma yapan bir takımdı. Bu yıl iki teknik direktör değiştirmek kafalarını karıştırmış. İşte dünün sahadaki tek izahı buydu. Ayrıca şansları da vardı.
Hakem düdük çalar çalmaz, bir de yukarıda bahsettiğimiz şans golünü attılar. Üstelik G.Saray kalecisi en az gol yiyen takımken, Song’a çarpan top kaleciyi kontrpiyede bırakıp beleş gol olmaz mı?
Bu durum G.Birliği’nin maçın başından beri sürdürdüğü aşırı defans futboluna mıhladı. Şanslarına bir de sık sık sert futbol ve bir de tekme atma alışkanlığını eklediler. Ama bir anda şans bu kez G.Saray’a güldü.
Onların gollerinde de rakibin hediyesi vardı. Hakem Aytekin Durmaz, nihayet 26. dakikada Mehmet Çakır’a ilk kartı çıkarttı. Ardından bir kart daha çıkardı.

SÜRPRİZ İSİM LINCOLN

G.Saray’ın teknik oyuncuları Lincoln ve Arda şahane bir futbol sergiledi. Dünün sürpriz adamı ise tartışmasız Lincoln’dü. Bu hafta içinde maç oynamasına rağmen, üstün kalitesiyle devleşti. Tribünler bile maç 3-1 olunca lider olmanın temposunu Lincoln adıyla şarkılaştırıp, tazelediler.
G.Birliği ilk yarı başlangıçta şanslı olmanın faturasını yedikleri benzer 2 golle ödediler. Ondan sonra akılları başlarına geldi. Özellikle 2. yarı hücuma dönük futbola ısrarla sarıldılar. Seyir zevki getirdiler. Ama G.Saray’lı gençler Hasan ve Ayhan gibi yıldız eksiğine rağmen tribünler 45 dakikada koro müziğinin teşviğiyle gençlere adeta bir konser verdiler.
G.Saray tekrardan liderlik koltuğuna oturdu ve Feldkamp bu kez mecburen yepyeni bir takım sahaya sürdü. Bu yeni kadronun orta sahadan uyumlu paslarla çıkmasını G.Saray tribünleri de takdir etti ve alkışladı.

 

***

 

Azizi ÜSTEL-Fotomaç

 

Hele şükür

Haftalar sonra Kalli doğruya yakın bir kadro ile çıktı sahaya. Mehmet Topal'ın yerine Ayhan'ı, Serdar'ın yerine de Linderoth'u koyduğunuz zaman çift ön liberolu, tek santrforlu Galatasaray'ın oynaması gereken düzen ortaya çıkar. Linderoth'un sakatlığında ön liberoda oynayan Mehmet Topal'a Hakan Balta ve Barış yardım edince Galatasaray yine haftalar sonra ilk kez bir orta saha oluşturabildi. Geçmişte gördüğümüz 40-50 metrelik boşluklar bu kez yoktu. Serdar Çalık iyi yolda. Zamanla heyecanını da yenecek ve bu takıma çok yararlı olacak. Galatasaray'da dün gece uzun zamandır göremediğim bir hırs vardı. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yenildiği bir haftada 3 puanın 9 puan anlamına geldiğini iyi kestirmişti Galatasaraylılar. Lincoln durgunluğunu atmış, daha canlı, daha takım oyununa yakın ve yatkın ama Schalke'deki Lincoln'den hâlâ çok uzak. Galatasaray'ın gol vuruşlarındaki beceriksizliği devam ediyor. Gençlerbirliği bedava bir gol bulduktan sonra sarıkırmızılı takım öyle pozisyonlara girdi ki bir değil birkaç gol bulması işten bile değildi. Ama nedense sarı-kırmızılılar topu bir türlü kaleye gönderemediler. Ta ki Galatasaray'ın yediği golün benzerini Mehmet Topal atana kadar.

Bülent'in işi çok zor
Serkan'ın attığı ikinci golden sonra Galatasaray rahatladı. Lincoln'ün üçüncü golü ile de oyundaki sürat iyiden iyiye azaldı. Galatasaray'ın iyi çalıştırılmadığı 60. dakikadan sonra bir kez daha ortaya çıktı. Takımdaki hemen hemen bütün futbolcularda bir yorgunluk başlıyor. Bunu en çok da Arda'da görüyoruz. Bu genç yaşındaki Arda'nın bırakın 90 dakikayı, iki 90 dakikayı art arda oynaması gerekir. Ama tabii Galatasaray'da bir kondisyoner, Kalli'ye yardımcı olacak bir antrenör yok. Sarı-kırmızılı takım hâlâ serbet vuruşlarda, korner ve taçlarda ne yapması, nerde durması gerektiğini bilmiyor. O nedenle de gerek kornerlerde gerekse serbest vuruşlarda gol göremiyorsunuz. Rakip ceza sahası önünde topla o kadar çok oynuyar ki Galatasaraylı futbolcular eninde sonunda top birilerine takılıyor. İyi kapanan ve 60 dakika sabreden bir takım maçta eşitlik varsa o dakikadan sonra Galatasaray'ı çok zorlar. Gençlerbirliği'ne gelince... Benim bugüne kadar ligde seyrettiğim en zayıf, en etkisiz 2-3 takımdan biri. Bülent'in işi çok zor. Allah kolaylık versin.

 

***

 

Turgay ŞEREN-Akşam

 

Feldkamp'ın Gençleri

 

Dün akşam Sarı-Kırmızılı takım Gençlerbirliği karşısına Feldkamp’ın yine değişik bir kadrosuyla çıktı. Dörtlü defans Uğur, Song, Servet ve Hakan Balta, orta saha beşli Serkan, Lincoln, Barış Mehmet Topal ve Arda en önde de Galatasaray’ın yeni kafa ve penaltı profesorü Nonda.

Tek forvet oynayan Galatasaray, rakibi Gençlerbirliği’ni özellikle ilk 45 dakikada kendi yarı sahasına gömülü oynamasından dolayı hemen hemen üç bazen de dört forvetle sağlı sollu rahatsız etmeye başladı.

Zaten Sarı-Kırmızılı takımın gol veya goller atacağı çoktan belliydi. Nitekim ilk yarıda iki tane attı, bir sürü de gol kaçırdı. Maç Galatasaraylılara soğuk bir duş yaptırarak başladı. İkinci dakikada Gençlerbirliğili Kerem’in vurduğu top Song’un da yardımıyla Orkun’u yanılttı ve Gençlerin golü oldu.

Bu golden sonra Galatasaray kendi yarı sahasından çok çabuk çıktı. Ayağa pas oynadı.

Özellikle orta beşlide oynayan Mehmet Topal, Serkan ve Barış bu alanda adeta cirit attılar. Rakiplerine göz açtırmadılar.

Presse pres, mücadeleyse mücadele, ayağa passa ayağa pas, işte bu üçlüde orta saha futbolcusunun yapması gereken her şey vardı.

Bir bakıma Galatasaray’ın gençleri bu zaferin mimarı oldular.

Arda oyundan çıkana kadar her geçen dakika oyundan düştü tabii Feldkamp da onu çıkardı hatta geç bile kaldı çıkarmaya.

Dün akşam tuhaf goller oldu. Yazımın başında değindim. Song’un Gençlerbirliği golü, arkadan Mehmet Topal’ın beraberlik golünün rakip defansın ayağına çarparak Gökhan’ı şaşırtıp filelere girmesi, daha sonra sahanın en iyilerinden genç Serkan’ın Gökhan’ın elinden kaçırdığı topta Galatasaray’ın attığı ikinci gol ve tabii sahada sadece durduğu yerde, sağa sola 10 metrekare pas verip alan Lincoln’ün attığı üçüncü gol.

Bu golde de Gençlerbirliği defansı yine Gökhan’ı yanılttı. Gökhan sağa gitti, top üstünden Galatasaray’ın üçüncü golü oldu.

Galatasaray dün akşam üç değil Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın ve Trabzon’un mağlubiyetleriyle 12 puan aldı. Sarı-Kırmızılı takım hiç olmazsa kendi ligimizde bir şeyler yapmaya çalışıyor.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !