Galatasaray:2 Helsingburg:3 - Yazar Yorumları

Mustafa DENİZLİ-Milliyet

Sorunlar başka yerde

Galatasaraylı futbolcular hissetmeden oynuyorlar. Hissetmeyen futbolcular grubunun başarılı olması mümkün değildir. Görünen o ki Galatasaray bu beşli gruptan bir üst tura çıkamayacak


Galatasaray'ın bir sorunu var, hatta çok büyük bir sorunu var...
Galatasaray'ın esas problemi sahaya çıkardığı kadrolar değil. Sarı - kırmızılı takım haftalardır sorunlarıyla boğuşuyor, dışarıya ser verip, sır vermek istemiyor. Ama futbolcuların oyun içindeki analizlerini yaptığımızda kesinlikle ve kesinlikle bir ekip anlayışı içinde davranmadıklarını görüyoruz. Takım içindeki diyaloglar bitmiş gibi. Bir takım eğer kendi içinde bu tür sorunlar yaşıyorsa bunu kısa vadede aşması son derece zordur. Buradan hareketle Galatasaray'ın geleceğinin de son derece zor olduğunu söyleyebiliriz.
Sinerjisi olmayan takımın başarıya gitme şansı sıfırdır. Galatasaraylı futbolcuların vücut dilinde bunu rahatlıkla tespit edebiliyorsunuz. Galatasaray sahaya yanlış kadro sürmüş, doğru kadro sürmüş gerçek sorun bu değil. Galatasaray'ın sorunu, doğru takım olmuş mu, yoksa olamamış mı budur. Takım olmayı ortaya çıkaracak en önemli unsurlardan Galatasaray yoksun. Bu nedenle Galatasaray için şöyle oynadı, böyle oynadı, defansta, hücum hattında şunları yapsaydı gibi tartışmaları bir tarafa bırakıp, bu sorunlarını görmek lazım. Eğer bu görüntü devam ederse, Galatasaray'ı hiç de hoş günlerin beklemediği gayet açık.
Teknik tarafa baktığımız zaman, elini kolunu sallaya sallaya gelen İsveç'in sıradan bir takımı 7-8 tane gol pozisyonu buluyor. Galatasaray ise futbol oynamadan, uzun toplarla sonuca gitmeye çalışıyor. Galatasaray'ın umut bağladığı oyuncuların sahada varlıklarıyla yoklukları belli değil. Bunların başını da Lincoln çekiyor. Lincoln herhalde koşmayı unutmadı, kalitesini de kaybetmedi. Ama bir sorunlar yumağının içinde olduğu da tartışmasız görülüyor. Galatasaraylı futbolcular hissetmeden oynuyorlar. Hissetmeyen futbolcular grubunun başarılı olması mümkün değildir.
Görünen o ki Galatasaray bu beşli gruptan bir üst tura çıkamayacak. Ligdeki liderliğini devam ettirebilir mi? Bu görüntüsüyle asla. Geçenlerde yazmıştım, Hakan Şükür ve Lincoln olayından sonra tekrar bir beyaz sayfa açılması gerektiğine dikkat çekmiştim. Ama tam tersine beyaz sayfa açılmadı üzerine biraz daha gri sayfalar eklendi. Son söz olarak Galatasaray yol yakınken aklını başına toplamak zorundadır.

mdenizli@milliyet.com.tr

 

****

 

Halil ÖZER-Milliyet

 

Helal Kalli!

Kalli yine "Ben ne yaparsam yer" diye düşündü. Ama olmadı. Dünkü futbol suçunda başaktör oldu.


Bu bir ayıp... Bu yenilgi ancak böyle açıklanabilir. Avrupa'nın sıradan değil, sıradan daha sıradan bir takımı. Larsson oraya gitmese adının sanının da duyulacağı yok. Kadrosundaki diğer oyuncuların ise kapasiteleri belli. Yani rakip çantada keklik. Ama futbolda tabi ki böyle bir şey yok. Gücünü ortaya koyup rakibini ezeceksin.
Galatasaray dün sadece ismi ile maçı kazanacağını düşündü. Kalli yine "Ben ne yaparsam yer" diye düşündü. Ama olmadı. Dünkü futbol suçunda başaktör oldu. Takımın dengesi ile oynadı. Oturan taşları kendi eliyle bir güzel bozdu. Sonra da olanlar oldu. Şu takım geldi Ali Sami Yen Stadı'nda Avrupa'da bir zamanlar gözbebeğimiz olan Galatasaray'ı evire çevire yendi.
Kalli bu maçı nasıl temizleyecek çok merak ediyorum. Ne söyleyecek, ne bahane bulacak? Acaba yine aynı şekilde dalga geçecek mi? Zaten geldiğinden bu yana dalga geçe geçe, kendisi ile dalga geçilmeye başlandı. Yaptıkları bini aştı. Şu maça takımını hiçbir şekilde hazırlayamamış.
Dün Hakan'ın orada ne işi vardı? Bir aydır oynamayan Hakan neden sahaya çıkar ? Lincoln'ün bu hali nedir? Kimse "Kardeşim sana ne oluyor böyle" demez mi? Barış, şamar oğlanına döndü. Bir orada, bir orada. Çocuk da şaşırdı kaldı. Linderoth gibi fizik gücü yüksek bir oyuncunun bu durumlara düşmesi ancak çalışmaması ile açıklanabilir. Zaten hangisi doğru dürüst çalışmış ki. Tamam Sabri'nin orada oynaması normal. Ama Sabri iyiyse, orada oynar. Peki Sabri'nin iyi olmadığını maçta mı anlayabildin? Antrenmanlarda neden farkına varamadın? Allah aşkına bir tane organize atak gösterin. Ben söyleyeyim hiç yok. Ne düzen var, ne birliktelik, ne organizasyon, ne oyun disiplini.
Helsingborg futbolun en basitini oynadı. Galatasaray'ı bozuk para gibi harcadı. Dün fazla fark olmadıysa, herkes yatıp kalkıp dua etsin. Oralara gidip rakibinizi izlediniz. Omotoyossi ile Larsson'un nasıl oynadığının farkına varmadınız mı? Böyle etkili bir forvete böyle defans anlayışı olabilir mi? Daha o kadar çok soru varki sorulacak. Hangi birini soralım. Ama işin özeti bu takımı bu hale Kalli getirdi. Başkası değil.
Bu maçın açık tribün bileti 50 YTL. VIP 400 YTL. Sanki Barcelona ile oynuyorlar. Yuh derler adama. Seyirci gelir mi? Paranın geçmediği maçlar vardır. Bu maç da onlardan birisiydi. Rakip tecrübesiz ve seyirciye alışkın değil. Ve istedikleri ortam oluştu. Bomboş bir stadda şenlik yaptılar.

****

 

Levent TÜZEMEN-Sabah

 

Final mi? Gülerim
Güçlü olan zayıf yanını herkesten iyi bilendir. Daha güçlü olan
ise zayıf yanına hükmedebilendir. Kalli'nin 43'te Sabri'yi çıkarıp Arda'yı sokması ve Galatasaray'ın Arda'nın ortasında Nonda ile golü bulması doğru bir hamle olarak görülebilir. Ama bu hamle yenilen ilk golden sonra yapılabilirdi. Çünkü Galatasaray; karşısında diri, mücadeleci, birbirini iyi tanıyan, akıllı paslaşan, agresif ve hücuma çok çabuk çıkan bir Helsingborg buldu.
İsveç ekibi kanatları iyi kullanıyordu. Volkan rakibi durdurmakta başarılıydı ama Sabri fizik güç yetersizliğinden arkasına sürekli Omotoyossi'yi kaçırıyordu. 36'lık Larsson da top tutup takımını hücumda çoğaltıyordu.

KALLİ MAÇI OKUYAMIYOR
Galatasaray geriye dönüşlerde Helsingborg'un hızlı çıkışına yetişemiyor, ServetSong rakiple sıcak temas yaşıyordu. Yenilen iki golde ayağındaki topu rakibe kaptıran Sabri kötü savunma yapıyordu. Öncelikli hamle Barış sağ beke, Hasan sola, Sabri de ileri gidecekti. Maçı okuyamayan, Galatasaray'ın zayıf yanına müdahale edemeyen Kalli, seyirci ıslıklamaya başlayınca Sabri'yi oyundan aldı.
Tamam, gollerde Sabri hatalı ama onun hazır olup olmadığını, fizik gücünün yeterli olup olmadığını tespit edemeyen Kalli suçlu değil mi? Arda girdikten sonra Galatasaray top tutmaya ve kanatlardan etkili olmaya başladı. İkinci yarıda Helsingborg kapanıp, kontratak düzenine geçti. Galatasaray hücumlarında atılan şutlarda kaleci Andersson inanılmaz toplar çıkarırken; Ümit ve Servet boş kaleye golleri kaçırdı. Özellikle Arda topa sert vuracağına plase yapsaydı golü rahat atardı. Ne yazık ki; Türk futbolcusu zayıf yönünü geliştirmek için çalışmıyor.
Galatasaray çok gol kaçırdı ama rakibin fizik gücüne karşılık veremediği için kaybetti. Kalli, ısrarla "Fizik gücümüz iyi" diyor ama son 20 dakikada oyuncularının dili dışarıdaydı. Bu da Galatasaray'ın iyi idman yapmadığının göstergesidir. Ayrıca Galatasaray'a iki gole imza atan Nonda gibi bir golcü daha lazım. Herkes Galatasaray için, "UEFA'da final oynar" diyordu. Dilerim Kalli ile kalan maçlarda sıfır çekmezler.

 

****

 

Ömer ÜRÜNDÜL-Sabah

 

 

İyi çalışmazsan...
Son haftalardaki belirgin fiziki düşüş ve organizasyon bozukluğuyla S.O.S veren Galatasaray dün gece aldığı şok yenilgiyle çantada keklik grupta ilk üçe girerek ilerleme şansını mucizelere bıraktı. Galatasaray çok kötü bir ilk yarı oynadı.
Helsingborg, İsveç ekolünün klasik özelliklerinin tümüne sahip. Ama kapasitesi sınırlı bir takım. 4-4-2 düzeninde oyun disiplinine sadık mücadele ediyorlar. Defansorta saha bütünleşmesiyle rakip ataklarda sekiz kişilik bir blok oluşturuyorlar. Kazandıkları her topta da çok adamla hücumu düşünüyorlar. Galatasaray yakın ayağa paslarla onların yerleşme düzenini bozacak çabuk ataklar geliştirmek yerine daha çok uzun toplara başvurunca Helsingborg'un ekmeğine yağ sürüldü.
Galatasaray'ın üretkenlik sıkıntısı çekmesi, istenilen futbolu sergileyemediği için çok yadırganır değildi. Ancak her atakta kalesinde ciddi tehlikeler yaşaması ve de üst üste iki gol yemenin hiçbir mazereti olamazdı. Nonda'nın devre sonunda attığı gol ikinci yarıya ümit ve moral getirmişti.

LİNCOLN AYAKTA DURAMADI
İkinci yarıya Galatasaray çok yüksek bir tempoyla başladı. Büyük bir baskı kurdu, ama çok gol kaçırdı. Bu arada İsveç ekibinin kalecisinin de çok başarılı kurtarışları vardı. Bütün riskler alındığından iki kontratakta da çok büyük tehlikeler yaşandı. Son 20 dakika Galatasaray tamamen yorulunca üstünlük tekrar rakibe geçti ve kısa sürede de maçı bitiren üçüncü gol geldi.
Bu maç bir kez daha gösterdi ki, Galatasaray takımı iyi çalışmıyor. Takımın büyük yıldızı Lincoln'un ayakta duracak hali yok. Hele hele senelerdir izlediğim Linderoth'u bu kadar güçsüz hiç görmemiştim. Bu tip bir rakip karşısında Feldkamp'ın Arda gibi bir oyuncuyu 40 dakika kulübede tutması ve ikinci yarıda oyun tam karşı alana yoğunlaşmışken Hakan Şükür'ü çıkarması çok büyük teknik adam yanlışlarıydı. Nonda takımda en sivrilen oyuncuydu. Arda ve Hasan Şaş ise elinden geleni yapan ve mücadele eden isimlerdi. Helsingborg büyük başarıya imza attı. Sınırlı kapasiteleriyle en sempatik tarafları 90 dakika kazandıkları her topta hücumu düşünmeleriydi.

 

****

 

İlker ATEŞ-Hürriyet

 

Feldkamp gitmeli


BENİM için şaşırtıcı olmadı. Zaten geldiğinde şaşırmıştım. Diyecek bir şey yok. Her balon söner. Feldkamp, 14 yıl önce şişirilmiş, havası tam bir balondu.

14 yıl havasız kaldı. Futbolun acımasız dünyasında iş yok, güç yok, eleştiri yok, takım yok, gol yok, heyecan yok ve hava yok. Balon yumuşadı ve söndü.

Sönmüş balonu şişirmek bize özgü. Türkiye gibi kompleksli ülkelerde yeni balonları üflemeye çok kişinin yüreği yetmez. Hikmet Karaman’a, Abdullah Avcı’ya, Bünder Ünder’e vs. sadece bir nefes versen, bugünden çok ilerideydi Galatasaray... Geldiğimiz nokta dünün yansıması. Bordeaux, Denizli, Antep maçlarının hepsi hikaye. Galatasaray nerede, ne oynuyor, nasıl oynuyor? Hani o şiirdeki gibi; nerede o heyecan, o şevk, o arzu? Eğer bu takımda birbirini seven varsa, teknik direktörüne saygı duyan varsa bu nasıl Galatasaray? Lincoln, bu sevgi ortamında mı oynuyor? Ümit Karan, bu anlayış ortamında mı yedek kulübesinde oturuyor? Heyecanını hep dik, hep ayakta tutuyor.

Alman disiplinini iyi bilirim. Alman’ı Alman’dan başkasının anlaması da çok zor. Zico’nun sevgi üzerine yarattığı başarıyı Feldkamp, otorite ve disiplin üzerine kurmayı mı deniyor? Allah uzun ömürler versin, 70’li yıllardan bu yana antrenman metotlarının değiştiğinin hiç kuşku yok ki farkında Feldkamp. Mental direncin, fizik direncini geçebileceğini görebiliyor mu? Helsingborg’un teknik direktörü İskoç Baxter’ın dolmuşlarına gelmiş olabilir mi Feldkamp?

Kimse inanmıyor

Feldkamp eleştirilmeli demiştim bir önceki yazımda, şimdi "Gitmeli" diyorum. Kalli’yle Galatasaray’ın geleceği yok. Heyecanını yitirenler, hedefini bitirenler artık heyecan veremezler. Helsingborg’un 36 yaşındaki Larsson’unu ve genç Omotoyossi’sini durduramayan bir Galatasaray savunması... Kademe anlayışı sıfır. Tribünler dolmamış, 1970 ruhunu ararken Galatasaray yalnız kalmış. Kimse inanmıyor. Peki nasıl olacak? Seyircisi inanmıyor, hocası dingin, durgun. Kim Galatasaray’ı götürecek?

Dün akşam Helsingborg’un almış olduğu 3-2’lik skora şaşırmadım. Çünkü bu takımın oyuncuları, hocalarına inanmıyor. Çünkü bu takımın içinde sevgi bağı, ekiptaşlık ruhu yok. Galatasaray’ı zor günler bekliyor.

Lincoln..? İsterse bu yönetimi, isterse Kalli’yi, isterse seyirciyi, isterse medyayı her şeyi bir anda değiştirebilir. Çünkü o bir yıldız. Ama Latin yıldızın üstünde Alman disiplininin ağır baskısı var. Lincoln, Kalli’yi istemiyor.

Kendine değer verecek, kendisini Alex, Roberto Carlos yerine koyacak bir hoca bekliyor. O hoca Feldkamp değil. 14 yıl öncesinin futbolu, antrenman metotları, ekonomisi, medya pazarlaması, psikolojik motivasyonu şimdikinden çok farklı. Peki, Feldkamp ne kadar farklı? Feldkamp, yanına çağın futbolunu bilen ve kendine müdahale edecek, döndürecek, eleştirecek hoca almadı. Tercüman tercih etti. Bu model de 1993’lerin modeliydi. Eskimiş bir hocadan, 2000’li yılların yeni Galatasaray’ın yaratmak zor.


****

 

Turgay ŞEREN-Akşam

 

Perişan Galatasaray

 

Galatasaray dün akşam futboldan uzak kere uzak bir mücadele örneği verdi. Helsingborg takımı alkışlanır. Neden alkışlanır biliyor musunuz? Karşılarında Galatasaray gibi kadrosunda Hakan Şükür, Lincoln, Linderoth, Arda, Song ve Hasan Şaş gibi bir takıma karşı oynadılar. Helsingborg’un kadrosunda da bir tek santrforları kaptan Larsson futbolcu görüntüsünde ama diğer on kişi yüreğiyle mücadele eden herşeyini ortaya koyan bir takım hüvviyetindeydi.

Kalecileri Andersson’dan uzun uzun bahsetmek lazım. Galatasaray’ın yakaladığı karambollerde, yakaladığı pozisyonlarda inanılmaz kurtarışlar yaptı. Hele bir tanesinde oyuna sonradan giren Arda’nın altı pas çizgisi üzerinde vurduğu voleyi inanılmaz bir şekilde kurtardı. Bir takımın başarılı sonuç alabilmesi için böyle bir kaleciye sahip olması lazım.

Gelelim Galatasaray defansına. Oynadığı sürece Sabri tam bir felaketti. Ona bir şeyler oldu. Sağ bek oynuyor ne karşısındakine markaj yapıyor ne de önündeki bomboş koridordan depar atıp rakibin arkasına dolaşmayı aklına bile getirmiyor. Sonra da Kalli oyundan çıkarınca sağa sola sinirli hareketler yapmayı da ihmal etmiyor. Olmadı Sabri daha çok gençsin.

Defansın ortasında oynayan Servet kazanılan kornerlerin hepsine gitti. Her defasında da rakibinden önce topa vurmayı başardı. Vurdu ama top kale yerine öyle yerlere gitti ki bu da Servet’e yakışmadı. Galatasaray’ın orta sahasında Lincoln diye birisi oynuyor. Lincoln ne yaptı dün akşam ben anlayamadım. Aldığı pası iki metre yanındaki Galatasaraylı arkadaşına vermeye çalıştı. Bazen verdi, bazen de rakibine “Al bu top senin olsun” dedi.

Sol bek Volkan rakip forvetle oynayan ve karşısına deplase olan İsveçli futbolculara hep yenik düştü. Galatasaray karmakarışık bir takım hüviyetindeydi dün akşam.

Song defansın göbeğini bıraktı, ön taraflara gol atmaya gitti. Bu arada Galatasaray üçüncü golü yedi. Song gol atmaya gitti ama defans yok oldu.

Nonda iki güzel kafa golü attı. Ama yetmedi. Galatasaray’ın seyrettiğim en kötü maçlarından biriydi dün akşam. Helsingborg takımı futbol olarak Galatasaray’dan çok daha iyi oynadı. İkili mücadelelerde herşeylerini verdiler ve kazandılar.

     
***

 

Şansal BÜYÜKA-Akşam

 

Öp Babanın Elini..

 

Kardeşim, benim anlamakta zorluk çektiğim bir şey var...

Top bizim kalecilerden dönüyor, rakip o dönen topla buluşup golü atıyor...

Top rakip kalecilerden dönüyor, bizim oyuncular o dönen topla buluşup golü yapamıyor...

Sorum şu:

Rakip, bizim kalecilerden dönen topla buluşup golü yapıyor...

Biz rakip kalecilerden dönen toplarla buluşup niye gol yapamıyoruz!

Neyimiz eksik!

Daha mı az koşuyoruz...

Daha mı geç düşünüyoruz...

Niçin böyle goller yiyoruz...

Liverpool maçında Hakan...

Helsingborg maçında Aykut...

Kaleciler değişiyor, kaderimiz değişmiyor...

Birbirinden acemice yenmiş goller keyfimizi de, gecemizi de berbat ediyor...

Helsingborg dediğiniz takım, 15 gün önce biten İsveç liginin sekizincisi...

Galatasaray, halen devam eden Turkcell Süper Lig’in yenilmez lideri...

Ama bakıyorsunuz, 15 gün önce tatile çıkması gereken takım, gelip bizim yenilmeyen, bileği bükülemeyen liderimize üç gol birden atıyor...

Attığından fazlasını da kaçırıyor...

Galatasaray kaçırmadı mı? Elbette kaçırdı...

Sayısız gol fırsatını kullanamadı...

Ama kabul edelim ki Galatasaray ne kaçırdıysa, Helsingborg bir fazlasını kaçırdı...

Hem de çok daha net pozisyonları...

Helsingborg’un üçüncü golünü hatırlayın...

Tek kişilik bir hücum... Bir oyuncuyla gelişen bir hücum...

Koca bir Galatasaray savunması, bir oyunculuk atağı kesemiyor... Bir oyuncuyu durduramıyor...

Gidiyor, o atak gol oluyor...

Bir savunmanın göbeğinde bu kadar derin boşluklar olur mu?

Bir takımın orta alanı rakibe bu kadar geniş alanlar bırakır mı?

Lincoln, böyle bir maçı kurtaramayacaksa, çekip çeviremeyecekse, takımı ayağa kaldıramayacaksa, ben ne yapayım öyle yıldızı...

Sakat Alex, on dakika oynuyor, maçın kaderini değiştiriyor...

Lincoln doksan dakika oyunda kalıyor, varlığı neredeyse belli olmuyor...

Bir Arda...

Yenilgiye isyan eden, oyunu değiştirmeye çalışan, yenilgiye direnen...

Ama yetmiyor...

Üstelik Baba Feldkamp belli ki söz dinlemiş...

Linderoth sahada... Barış sahada...

Ama Galatasaray sahada yok...

Şimdi sormak lazım...

Linderoth’u tribünde oturtan Feldkamp mı haklı, oynatılması için ısrarcı olan yönetim mi?

Ancak haklıyı, suçluyu aramanın bir faydası yok...

Burası Avrupa arenası...

Hakemdi, fauldü, değildi gibi bahaneler hikaye...

Takke düşüyor, kel görünüyor...

Dün gece olduğu gibi...

 

 

 

 

 

 



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !