Fenerbahçe:2 PSV Eindhoven:0 - Yazar Yorumları


Rıdvan DİLMEN-Milliyet

OlgunBir takımın pozitif yönlerini anlatmak için bir sürü cümleler kurarsınız, tek kelimede özetle derseniz de "Olgun Takım" derim...


90. dakikanın sonunda İlker Yasin çok güzel bir yorum yaptı. "Fenerbahçe olgun takım." O kadar hoşuma gitti ki... Bir takımın pozitif yönlerini anlatmak için bir sürü cümleler kurarsınız, tek kelimede özetle derseniz de İlker Yasin'in söylediğini söylersiniz; "Olgun takım."
Nedir olgun takım. Bir; disiplinli olacaksın. İki; yardımlaşma içerisinde oynayacaksın. Bu yardımlaşmayı hem hücumda, hem de savunmada yapacaksın. Oyunun skoruna göre zaman zaman tempoyu ayarlayacaksınız, zaman zaman rakibe de oynama imkanı vereceksiniz. Tabii bunların başında da olgun bir teknik adam olacak. Olgunlaşmış bir teknik adam da var zaten.
Bazen şu laubali lafı çok duyarız. "Fener'in zaten kadrosu iyi.." Fener'in çook iyi kadrolarını gördük. Edirne'den çıkınca sıradanlaşan. Ama şimdi görüyoruz ve ben hep söylüyorum ki, Avrupa'da Fenerbahçe'yi kolay kolay, güle oynaya yenemezler.
PSV eski gücünde değilmiş, Fenerbahçe kazanınca öyle oluyor ya... Manchester yedek gelmiş, Palermo ligi düşünüyormuş, Inter'de altı oyuncu yokmuş. Hayır hayır öyle değil. Fenerbahçe, Avrupa'da oynamayı, olgun oynamayı iyi biliyor. PSV yıllardır yıldızlar topluluğu hiç olmadı. Yıllardır disiplinli, takım oyunu oynayan ekip oldu. Bu sene de farklı değil. Ama gerçekten oyuncu kalitesi açısından daha önde olan Fenerbahçe takımı, en az PSV kadar disiplinli oynayınca fark ortaya çıkıyor. İşte yıllar önce bu fark ortaya çıkmıyordu.

Zico büyüyorMaça baktığımızda 80 dakika boyunca stattaki muhteşem 50 bin kişi, televizyon başındaki milyonlarca insan küçücük bir kuşku içinde değildi. Rakip takımdan çok daha fazla bir takım görüyordu. İyi oyuncular demiyorum, zaten iyiler. Takım diyorum.
Takımların omuriliği iyi oynamak zorunda. Volkan hatasız oynadı. Yan toplarda dikkatliydi. Bir tane de oyunun sonunda müthiş bir top çıkardı. Önündeki stoperler hatasızdı. Onların önündeki tek ön libero Deniz de hatasızdı. Onun önünde oynayan Aurelio ise müthiş oynadı müthiş. Onun önünde oynayan Alex tabela değiştiriyordu. Onun da önünde olan Semih yani omuriliğin son halkası birinci sınıf santrfor. Semih varken, zaman zaman bu takıma santrfor gerekli diyoruz ya, Semih de her gün bu görüşte olan hepimizi mahcup ediyor. Gerçekten Fenerbahçe'ye santrfor lazım değil. Kenardaki oyuncuları unuttuğumu sanmayın. Solda Roberto Carlos ve Vederson, sağda Gökhan ile Kazım hatasız ve iyi oynadılar. İyi de bu takımı birisi yarattı. Yaratan da tabii ki Zico. Oyunculuğundaki büyük sporculuğunu, antrenörlüğüne de taşıyor. Her geçen biraz daha büyüyor.
Hakem mi, çok başarılı bir maç yönetti. Seyirci mi, onları da çok beğendim.

rdilmen@milliyet.com.tr

****
Ömer ÜRÜNDÜL-Sabah
Futbol dersi verdiler

Fenerbahçe çok kritik bir maçta son 10 dakikaya kadar nefes aldırmadığı PSV'yi beklenenden de kolay yenerek Şampiyonlar Ligi'nde ikinci tur kapısını ardına kadar açtı.
Çok iyi bir ilk devre çıkardı sarı-lacivertliler... Sürekli alan daraltıldı. PSV'nin makineleşmiş ayağa pas trafiğine dayalı klasik oyun modelini iyi yerleşim ve hamle zamanlamasındaki başarı ile bozdular. Fenerbahçe, rakibin hücum gücünü tamamen kırdıktan sonra sürekli golü düşünen bir futbol sergiledi. Kalabalık rakip savunma karşısında üretkenlik sağlamak kolay değildi. Pozisyon bulmak için her türlü varyasyon deneniyordu. Sağ kulvardaki Gökhan'ın sürekli bindirmelerine zaman zaman Colin Kazım da katkı yapınca bu bölgeden gelişen ataklar PSV savunmasını arızaya uğrattı. Sonunda Kazım'ın şutu Marcellis'in ayağından sekip ağlara gitti. İki dakika sonra da AlexSemih işbirliğinde, hazırlanışı ve yapılışı çok güzel bir golle takım rahatladı.

FENER HİÇ GEVŞEMEDİ
İkinci yarıda da hakimiyet Fenerbahçe'deydi. Maçın kontrolunu ve savunma güvencesini hiç bırakmadılar. PSV'ye oyun kurmak için alan bırakılmıyor ve dengeli ataklarla 3. gol aranıyordu. Sadece son 10 dakikada PSV topla oynamaya başladı ve bu arada da tek pozisyon buldu. Onda da baştan beri duruşuyla bile kalesinde güven veren Volkan'a takıldılar.
Semih'in nokta santrfor rolündeki başarısı sistemi işleten çok önemli bir artıydı. Her topu arkadaşlarına indiren veya sahip olmaya çalışan Semih, rakip savunmayı sürekli rahatsız etti. Bu santrfor kimliği ile Semih, Fenerbahçe'nin alanı daraltarak oynamasına büyük katkı sağlıyor.
Eskiden orta sahada çok daha ağır yük çeken Deniz ve Aurelio da dün gece performanslarının doruk noktasına çıktılar. Orta sahanın ortasında bu ikili varken Fenerbahçe'ye karşı üretkenlik sağlamak her takım için zor. Gökhan Gönül de diri görüntüsü ve her geçen gün geliştirdiği akıllı futboluyla kısa sürede gerçek bir yıldız olacağını artık belgeledi.
Son olarak; tahmin ediyorum ki artık birçok kişi, Semih'in söyledikleri gibi 15 dakikalık santrfor olmadığını dün gece anlamışlardır.

****
Gürcan BİLGİÇ-Sabah

Turko-Latino
Herkesin gönlünün ayyıldıza odaklandığı, Türkiye'nin keyfinin yeniden yerine geldiği, sarılacivert bir futbol akşamını yaşadık. Şükrü Saracoğlu Stadı'nın damı altında oturan herkesin bir görev üstlendiği, bayrağı en yükseğe taşıma içgüdüsüyle hareket ettiği muhteşem bir geceydi.
Yalnız sahadakilerin değil, tribünlerin de hep hücum oynadığı, 'tek hedef ileri' emrinin hiç geri çekilmediği gurur maçıydı bu.
Turkcell Ligi'nin sorumsuzları bu kez ciddiyet ve disiplin içinde bir öne, bir geriye oynadılar. Maksimumlarını zorlamaktan bir an bile tereddüt etmeyen Fenerbahçe takımını, PSV'den öne çıkaran sadece bu mücadele gücü değildi. O forma altında TürkoLatino bir enstrüman oluşmuş... Avrupalı gibi düşünüp, Türk gibi hırslanıp, Güney Amerikalı gibi yaratıcılık taşıyorlardı.
Gözler birbirini kolluyor, Alex'in komutanlığında savunmayı delecek kulvarlar yaratıyorlardı. Semih ve Gökhan Gönül her maçtan sonra daha gelişip, parlıyorlar. Deivid'in cezasını Kazım fırsat olarak değerlendirdi ve tecrübe eksikliğine rağmen çabuk ısınmayı başardı. Gerçek kurmaylar elbette Aurelio-Deniz Barış'tı. Birbirlerini bir an bile yalnız bırakmadan, devamlı destekleyerek, her gediği kapamak için enerji ürettiler.

AVRUPA DA ÖĞRENİYOR
Hollanda Şampiyonu PSV, F.Bahçe karşısında uzun toplar dışında etkili olmak adına çare üretemedi. Çabuk düşünüp, hızlı olmak istedikleri anlarda başlarındaki nöbetçiler eksiksizdi.
F.Bahçe tarihine yeni 'şanlar' ekliyor ve bunu her fırsatta vatan toprağını savunanlara adıyordu. Hamaset ile futbolun böyle kol kola sahaya çıktığı, her saniyesinin tüyleri diken diken ettiği atmosfer yaratmışlardı.
Gruba başlarken üçüncülük hesaplarının yapıldığı günlerden, liderlik hesaplarının yapıldığı bugünlere gelindi. Zico'nun rakibi umursamaz ve güvenli tavrı, Fenerbahçeli oyunculara karakter kazandırdı. Bu çok hızlı ve pozitif gelişen düzenin, gecikmesinedir tüm üzüntüm. Yoksa devam eden okuma derslerinde memnunuz. Avrupalılar da öğreniyor 'efsane' demesini.

***

Ahmet ÇAKAR-Sabah

Yürüyerek yendiler
TBMM İçişleri Komisyonu toplantısına getirilen ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın önüne konulan 'akrep' tipi silah benzeri kurusıkılar milletvekillerini hayrete düşürdü. Herhalde maç öncesi hiçbir Fenerbahçeli futbolcu maçın bu kadar rahat geçeceğini tahmin etmemiştir. Hatta maçtan sonra çoğu şunu da demiştir: "Biz Şampiyonlar Ligi maçı mı oynadık yoksa Faroe Adaları'ndan gelen bir rakiple ön eleme maçı mı yaptık?".
Çok rahat atılan gollerin yanısıra, oyunun ilk dakikasından son dakikasına kadar tüm kontrol Fenerbahçe'nin elindeydi. Koevermans'ın attığı şut dışında PSV'nin tek pozisyonu yoktu. Dün gece Fenerbahçe iki şey kazandı. Öncelikle büyük oranda gruptan çıkmayı garantilediler, eğer bundan sonra kalan iki maçta bir futbol mucizesi yaşanmaz ise Fenerbahçe ilerleyecek. İkincisi ise bazı oyuncular artık Fenerbahçe'deki rüştlerini ispat ettiler. Bunların başında Gökhan ve Semih geliyor.
Gökhan çok genç ve Fenerbahçe'de çok yeni ama performansı sanki 40 yıldır Fenerbahçe'de oynuyor ve Şampiyonlar Ligi'nin müdavimlerinden biri gibi. Kezman'ın sakatlığında birçok kişi "Tamam Kezman kötü oynuyor, ama Kezman olmayınca Semih ne yapacak?" diye düşünmüştü. Ama Semih Fenerbahçe'nin en önemli silahlarından biri haline geldi. Hem iyi oynuyor, hem de gol şansı çok yüksek. Üstelik sahada çok net fark ediliyor ki, Semih'le Alex arasında zaman zaman telepatik bir ilişki bile kurulabiliyor. Aurelio ve Deniz tam birer istikrar abidesi. Her maç, her hafta daima belli bir seviyenin üzerinde oynuyorlar.

KEŞKE HAKEMLERİMİZ...
Sonuçta Fenerbahçe'de hemen herkes iyi oynadı. Dün gece seyirci de inandı ki, bu takım Avrupa kompleksini üzerinden atmış. Tuncay'ın yokluğu bile dört Şampiyonlar Ligi maçında hissedilmedi. Keşke bundan sonra her takım PSV gibi olsa, keşke Türk hakemleri de dün gece Lüksemburglu hakemin yarısı kadar maç yönetebilseler. Hayat o zaman ne kolay olurdu değil mi?

****

Erman TOROĞLU-Hürriyet

Avrupaya ısındılar


FENERBAHÇE Avrupa’ya ısındı. O havayı yakaladı. O havanın ne etkili, ne büyülüyeci, ne mükemmel olduğunu artık biliyor.

İki takımı çıplak gözle izlediğinizde ve biraz da futbolu biliyorsanız görürdünüz. PSV zaman zaman hücuma çıkıyor. Seyircide bile heyecan var ama dikkatle baktığınızda PSV’nin Fener ceza sahasına yaklaştığında bile arkada 4’e 2 hatta 5’e 2 durduğuinu gördüm. Bu görüntüler skor 2-0 olduktan sonraydı. Diyeceksiniz ki, "Bu PSV’nin sorunu" veya "Fenerbahçe bu PSV’yi mi yendi". Ben aynı fikirde değilim çünkü F.Bahçe bu PSV’yi orada da yenerdi. Alakasız bir kırmızı kart ve kaçan pozisyonlar...

Sen beni yenemezsin

Keyif veren şu; sarı lacivertliler Avrupa’nın havasındalar. Daha da önemlisi Fenerbahçe rakibe şunu hissetttiriyor: "Sen beni yenemezsin". Arka tarafını sağlama alıyor, acele etmiyor, kaptığı her topla da çabuk hücuma çıkıyor. Ama aynı F.Bahçe, Türkiye Ligi’nde bunları yapamıyor veya yapmıyor. Bakın Yasin, Vederson, Colin Kazım, Gökhan... Bunların dördü de F.Bahçe’de yeni. Ama sanki 40 yıllık Fenerli gibi oynuyorlar. Neden, çünkü oynayan eskiler onlara ukala davranmıyorlar. Onları kucaklıyor, itiyorlar. Bunda Roberto Carlos’un da Alex’in de rolü çok büyük. Ama bütün bunlar olurken, mesela Colin Kazım bu rahatlıktan şımarıp, futbol ukalalığı yapmayacak.

Bizim hakemler acaba bu hakemi gördüler mi? Tribündeki seyirci veya formalar onu hiç ilgilendirmedi. Pozisyonların da hepsini gördü. Çünkü UEFA onu sahaya pozisyonları görsün diye çıkarıyor. Dün gece seyirci de tam not aldı. Gollerden sonra sahaya meşale atmadı, sadece takımını destekledi.

Aferin Volkan

Kaleci Volkan’a ayrı bir parantez açmak lazım. Kilo aldı, laubalilikler yaptı. Saçma sapan pozisyonlar yedi, goller yedi. Haliyle eleştirildi. Transfer dönemiydi, çok para kaybetti. Daha da önemlisi kaleyi kaybetti. Ama önündeki kalecinin sakatlanmasıyla bulduğu şansı mükemmel kullandı. Demek ki ders almış. Hiç ağzını açıp cevap vermedi. Demek ki çok çalışmış. Dün gece Fenerbahçe’de 90 dakika boyunca hatasız oynayan tek adamdı.

Futbol işte bu. Şımarırsan tokadı yersin, çalışırsan da üzülmezsin.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !