FC ZURİH=1 BJK=1 Yazar yorumları
Tarih: 09:20, 16/8/2007 Kategori: BJK AVRUPA MACLARI
Beşiktaş'ın şansı!...
Yediği gol Beşiktaş'ın şanssızlığı değil, şansıdır. Ama son derece dikkatli olmak zorundadır. Çünkü Zürih, Beşiktaş'a gol atma şansına sahip bir takımdır
Bütün Beşiktaşlılar ve Türk futbolseverler şunu iyi bilsinler; Beşiktaş yediği son saniye golüne rağmen büyük bir ihtimalle Şampiyonlar Ligi'ne kalacaktır.
Uzatmalara giden bölümde düşüncelerim hazırdı. Beşiktaş maçı 1-0 kazanmış olsaydı büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi'ne giremeyecekti. Bu son derece iddialı bir görüş, ancak aynı zamanda son derece samimi bir düşünce. Beşiktaş'ın yediği gol Şampiyonlar Ligi'nin habercisi oldu, benim düşüncem bu yönde.
Ertuğrul, akılcı bir düşünceyle oyuna başladı. Dört gün önce Konyaspor maçından sonra yazdığım önemli bir paragraf vardı; 'Beşiktaş'ın vazgeçilmezleri Cisse ve Delgado'dur' demiştim.
Beşiktaş'ın geri dörtlüsü sakatlık ve cezalar dışında değişmeyecektir. Bu dörtlünün önünde değişmeyecek olan Cisse, Delgado ve hücumda Bobo üçlüsü var. Dolayısıyla Beşiktaş iskeletini bulmuştur. Bu saydığım 7 futbolcunun dışında Beşiktaş 10 tane futbolcusunu rahat rahat kullanma şansına sahiptir. Üzerine basa basa bir kez daha söylüyorum, Beşiktaş'ın asla ve asla vazgeçilmezleri Cisse ve Delgado'dur. Özellikle Delgado hata da yapsa, top kaybı da yapsa Beşiktaş'ın hatta Türkiye liglerinin en büyük yıldızıdır. Şunu da gayet samimi olarak belirteyim; Beşiktaş, Zürih'te yemediği golleri İstanbul'da yerdi. Bu gol Beşiktaş için uyarıcı bir goldür, yoluna devam etmesini sağlayacak bir goldür. Yediği gol Beşiktaş'ın şanssızlığı değil, şansıdır. Ama siyah - beyazlı takım yine de son derece dikkatli olmak zorundadır. Çünkü Zürih, Beşiktaş'a gol atma şansına sahip bir takımdır. Beşiktaş açısından yediği gol belki önümüzdeki 90 dakikayı belki de Şampiyonlar Ligi'ni kurtarmış bir goldür. Ama hala tur garanti değil.
Bir diğeri Beşiktaş, Ali Tandoğan ve Serdar Özkan tercihleriyle belki doğruya yakın bir başlangıç yaptı, ama siyah-beyazlı takımın kanat atakları büyük ölçüde dumura uğradı. Beşiktaş sahasında kanatları son derece etkili kullanmak mecburiyetindedir. Çok fazla bir şey yazmaya gerek yok. Bu görüşler benim samimi düşüncelerimin dışında futbolun tartışılmaz gerçeğidir.

Kazım KANAT-Sabah Gazetesi
Bu Delgado'yu kovun!
1- Sanki evinde oynar gibi klasik ama çok değişken 4-4-2'yi oynadı. Bu sistem içinde tek ön libero (Cisse) ve tek santrforla (Bobo) oynandı. (Bunun adı büyük takım olmaktır. Bunun adı düşünce de devrimdir!..)
2- Ricardinho gibi bir usta ile henüz çaylaklıktan yeni kurtulan Serdar Özkan hücum organizasyonlarını mükemmel organize ettiler. (En önemli gelişme; Rico Paşa'nın koşarak oynaması.)
3- Elbette; hem oyun kurucu olan hem de Bobo'nun yanında hücuma çıkan Delgado yeni bir felsefe sundu ve Beşiktaş'ın lider oyuncusu oldu. Yani Nobre gibi sadece ileri atılan her topa gitmek, pres yapmak yerine her topa sahip olan, oyun kuran ve önemlisi gol atan bir oyuncu kimliği sundu. (Nobre ile asla olmaaaz!...)
Bütün bunlara rağmen, yani her şey iyi giderken aniden kötü şeyler de oldu. Beşiktaş'ın futbol kariyerine yakışmayan hatalar da oldu. Yine de tartışalım;
1- Takım olarak savunma felsefesinde çok ciddi sorunlar var. Geriye yardım konusunda herkes sorumluluktan kaçtı. Daha kötüsü Zürih'e geniş oyun alanı bırakıldı. (Son saniyede yenilen golün adı aptallık!)
2- Orta sahanın top kaybında, markajlarda ki gereksiz fauller baş ağrıttı. (Tandoğan ve Özkan'ın gördüğü sarı kart komik...)
3- Özellikle orta ikili (Toraman ve Zan) rakip baskılarda geriye yaslanınca Zürih kontrollü hücum şansını yakaladı. (Bu pozisyonlarda kaleci Hakan Arıkan libero gibi oynadı. Bravo!...)
İkinci 45 dakikanın sorusu şuydu: Sağlam oyuna müdahale edip, sistem ve kadro üzerinde değişiklik yapmalı mı?
BEŞİKTAŞ LİDERSİZ KALDI
Bu konuda Sağlam'ı önce övüyoruz; İbrahim Akın'ı oyuna alarak ben bu Zürih'i burada farklı yeneceğim dedi. Ben her zaman starları aynı anda yan yana (Rico, Delgado ve Akın) oynatırım dedi. Bu büyük bir cesaretti.
Sonra da Sağlam'ı eleştiriyoruz; Böyle düşünen biri 10 dakika sonra Koray Avcı'yı oyuna alıp çift ön liberoya geçti. Bu doğru düşünceydi. Ama çıkması gereken asla Rico Paşa değildi.
Son olarak: Delgado'yu oyundan aldı ama Delgado da asla çıkmazdı.Çünkü Beşiktaş bir anda oyunda lidersiz kaldı.
MESAJ: Hatırlatayım istedim. Yorumcu Sinan Engin, "Bu Delgado'yu derhal kovun..." diyordu. Sorumlu Sinan Engin şimdi acaba ne diyor?. Cevap bekliyorum efendim!

Cisse, ne kadar iyi bir transfer olduğunu dün akşam gösterdi. Eli, ayağı, kafası her yere yetişiyor. Çok çalışılmış bir frikik pozisyonunda da çok iyi vurdu, kaleci çıkardı. Beşiktaş’ın kalesinde bir aslan parçası duruyor. Bu çocuk milli takımın da kaleci geleceği. Delgado’yu da Beşiktaş’a geldiğinden bu yana en fazla kilometre yaparken gördüm. Çok şık şeyler yaptı, gol de ondan geldi. Futbol topu tuhaf bir top. Bobo çok kötü vurdu, Delgado’ya pas oldu. Bu da Beşiktaş’ın şansıydı.
FUTBOL ŞAKASI OLDU
Toraman, çok üst düzey bir form yakaladı. Ha babam iyi oynuyor. Aferim bu kardeşe. Serdar Özkan, iyi futbolcu. Daha da iyi olacak. Ama gördüğü bir sarı kart var, acemi işi. Top öbür kalenin korner yerinde, sarı kart görüyorsun. Serdar kardeş, adam oradan topu ayağına değil kucağına alsa tehlike yok. Öbür maçta bir sarı kart daha görürsen ne olacak? O zaman da sen maçta yoksun. Günah değil mi?
Rakip Zürih, ilk geçilen Sheriff takımından daha iyi. Ama Beşiktaş’tan daha iyi değil. Beşiktaş, İstanbul’da turun düğümünü atar. İlk şartı ciddiyeti elinden bırakmamak. Şampiyonlar Ligi’ne adım atıldı. Hayırsı olsun demek için bir 15 günümüz var. Maçın hakemi her iki takımın futbolcularını rahatsız etmeden bir maç yönetti. Ah bu düdük de çalınır mıydı? En azından ben diyemedim.
Sonlarda gelen gol, futbol şakası oldu. Maç öncesi kime “1-1’i ister misin?” diye sorsan, başkalarını bilmem ama ben isterim derdim. Neticede işin yarısı bitti.
Kötü oyuna iyi skor!
Şampiyonlar Ligi'nde ilk eşiği (Sheriff) aşan, son elemede Zürih'le kapıda buluşan Beşiktaş, maça tedirgin bir kadroyla çıktı. Koray'ın sakatlığı, İbrahim Akın'ın fizik yetersizliği, Ertuğrul Sağlam'ı riskli tercihlere yönlendirmişti. Sağ kanatta Serdar Kurtuluş'un önünde Ali Tandoğan'ı görevlendiriyor, ama yine de Serdar Özkan'dan vazgeçemiyordu. Onu cezalı Tello'nun vekili olarak sol kanata göndermişti.
Ricardinho'nun orta alanda ne yaptığını doğrusu anlayamadık. Ön liberoda Cisse'ye mi yardım ediyordu, yoksa Delgado ile birlikte Bobo'yu mu destekliyordu? Çözemedik.
Beşiktaş, İsviçre'de haklı bir şöhrete sahip Delgado ile rakibini daha maç başlamadan baskı altına almıştı. SF Zwei kanalı, maç başlamadan önce üst üste tekrarlarla Arjantinli'nin İsviçre Ligi'ndeki gollerini getirdi ekrana...
Serinin devamını da canlı yayında Beşiktaş sahneledi. Sağdan çok çabuk başlayan atakta Bobo'nun ceza alanına yuvarladığı top Delgado'yu bekliyordu. Arjantinli sinsice girdi oraya, çok güzel bir vuruşla Beşiktaş'ı öne geçirdiğinde kronometreye baktık: 2 dakika 29 saniye!
Bobo işsiz kaldı
Golü çabuk bulan Beşiktaş, İstanbul rövanşını keyifli bir eğlenceye dönüştürecek etkin ve hamleli oyunu bir türlü kuramadı. Özellikle kanatlar verimsizdi. Bobo'ya yeterli servisi yapamadılar.
İkinci yarıya Ali Tandoğan'ı çıkarıp İbrahim Akın'ı alarak başladı Ertuğrul Hoca... Böylece Serdar Özkan da kendi kanadına (sağa) döndü. Beşiktaşlı futbolcular maça hak ettiği tempoyu kazandıramadıkları için hücumda yakaladıkları fırsatlardan yararlanamadılar. Savunmada da rakibe duran top ikram etmeleri, Hakan'ı zor durumlara götürdü.
Son yarım saate Ricardinho-Koray değişikliği yaparak giren Ertuğrul Sağlam, bizce maçtaki en doğru kararını verdi. Koray'la oyunu daha dengeli sürdüren Beşiktaş bu defa da hücumda top tutamamanın, forvette Bobo'yu işsiz bırakmanın sıkıntısını yaşadı.
Skoru bir yana koyalım. Beşiktaş en kötü maçını oynadı. Şanslıydı. İki de kahramanı vardı: Delgado ile en az üç mutlak golü önleyerek skoru tutan kaleci Hakan!
Zürih zayıf bir takımdı. Beşiktaş bu skorla Şampiyonlar Ligi'nin kapısını aralar. Ama bu oyunla grupta ne yapacakları meçhul!

Ama bir türlü olmuyordu. Ya tam böyle oynamaya başlamışken kenara alınıyordu ya sakatlanıyordu ya da golle buluşamadan yorgun düşüyordu. Kısmet Zürih’eymiş!
Arjantinli futbolcunun henüz 3. dakikadaki inatçı top takibi ve savunmanın arasından yaptığı gol koşusu müthiş değerli bir gol getirdi. Bu erken gol “en önemlisi gol yememek, hele bir de gol attık mı, değmeyin keyfimize” diye düşünen Ertuğrul Sağlam’ın hesaplarını bir anda temize çekti. Futbolcuları rahatlattı. Zürich’in “iki atarız, üç atarız” açıklamaları yapan hocası Challandes’i ise hasta etti!
Gerçek o ki, uzatmanın son dakikasındaki facia gol olmasa Beşiktaş özlemini çektiğimiz bir avantaj ve özgüvenle ülkesine dönecekti. Daha önce hiç görmediğimiz bir şey var Beşiktaş’ta. Yeni gelenler de eskiler de ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çırpınıyorlar. Ve bunu oyun disiplini içinde kalarak yapıyorlar. Yoksa bir başka açıdan baktığımızda neden maçın büyük bölümünde orta sahadaki otuz metrelik bir alanı İsviçreliler’in kullanımına bıraktığımız, neden ceza sahamızın önüne kadar çekilip orada rakibi karşıladığımız sorgulanabilir.
Alponshe’un 97. dakikadaki o gol anında nasıl olup da öyle bomboş bırakıldığı da sorulabilir. Fakat önce şunun hakkını vermemiz gerekir: Uzun zamandır ilk defa bir Avrupa maçında Beşiktaş’ın kendi savunmasından doğru toplarla ve çok hızlı çıktığını gördüm. İlk defa kanatlarının bu kadar tehlikeli toplar attığını gördüm.
Maçın yıldızı oyundan çıktığı ana kadar Delgado’ydu. Arjantinli ayağına her top alışta İsviçreliler’e sanki “ne iyi bir futbolcuydum, beni hatırladınız mı?” der gibiydi. Keşke S.Özkan ikinci yarıda, yani yorulduğunda değil de, ilk yarıda sağ kanatta oynasaydı! Çünkü Delgado ve S.Özkan çok iyi anlaşıyorlar. Bobo ise Tihinen’in markajından kurtulamadı. Son dakika golü futbolun cilvesiydi, yoksa savunmada herkes görevinin ve formasının hakkını verdi.

Son dakikada gelen şok gole kafanızı fazla takmayın. Hatta Beşiktaş'a kazanmış gözüyle bakın. O golü Zürih atmadı. Kim attı? Resmen İngiliz hakem attı. Çünkü 6 dakikalık uzatma süresini 8 dakika oynatıp, gole adeta davetiye çıkardı. İşin esasına bakarsanız, İngiliz hakemin bu büyük falsosu dışında oyunda başka da bir kusuru yoktu. Ama bu kusuru, ayıplanacak kadar yakışıksızdı. Hiç kuşkunuz olmasın. Beşiktaş, Zürih'te araladığı Şampiyonlar Ligi kapısını rövanşta ardına kadar açacak. Çünkü arada kalite farkı var. Zaten bu fark nedeniyle Zürih korkak, Beşiktaş cesur oynadı. Hele de Delgado ile gol erken gelince hem Zürih'in, hem de tribündeki taraftarların gardı düştü. Maçta öne çıkan isimleri size sayayım. Hakan o skandal gol dışında iki müthiş kurtarış yaptı ve kalesinde devleşti. Bu çocuk büyük kaleci olacak. Beşiktaş savunması, Zürih'e aman aman pozisyon vermedi. Serdar Kurtuluş sağ tarafı, İbrahim Üzülmez de sol tarafı çok iyi kapattılar. Gökhan Zan ve İbrahim Toraman, Zürih'in tehlikeli adamlarına göz açtırmadı.
Kabadayılık yapamazlar
Cisse belki oyunda fazla görünmedi ama gizlenerek çok iyi oynadı. Rakibin hızını kesen bir soğutucu gibiydi. Serdar Özkan, her maç tırmanıyor. İlk devre sol açık, ikinci devre sağ açık oynadı. Çok da güzel oynadı. Hem savunmaya yardım etti, hem de fırsat buldukça hücumu zorladı. Delgado, çok şık bir gol attı ve çok çalıştı. Yaptığı iyi hareketlerin devamında top kayıplarını çoğaltmazsa, maçın yıldızı olabilirdi. Ertuğrul Sağlam'ı da kutlamak gerek. Maçın tamamında adeta sahadaki önemli bir oyuncu gibiydi. Yaptığı değişiklikler, zamanlama olarak da doğruydu. Delgado'nun golünden sonra kontrollü futbolla maçı galibiyete taşıyordu ki uzatmanın uzatmasında gelen Beşiktaş'ı hak ettiği galibiyetten etti. Koray, Ricardinho'nun oyuna girdikten sonra Beşiktaş rakibine pozisyon bile vermedi. Siz Zürih'in attığı o golü pozisyondan saymayın. İbrahim Akın her hafta bir şans buluyor. Bu şansı bu kez de iyi kullanamadı. Eğer Tello cezalı olmazsa Beşiktaş sol tarafı çok iyi çalıştırır ve işi burada bitirirdi. Burada tıkanan Zürih'in İstanbul'da bir kabadayılık yapacağını sanmıyorum. Beşiktaş İstanbul'da golsüz beraberlikle bile turu atlıyor. Ben Beşiktaş'ın İstanbul'da golsüz beraberlikle yetineceğine hiç ihtimal vermiyorum.


