FB:2 BJK:1 Yazar Yorumları

Mehmet DEMİRKOL-Milliyet
Detaylar Fener'in lehine Beşiktaş'ın Fenerbahçe'-yi zor durumda bırakan oyun başlangıcın-da rakibe erken, ama çok erken basmasının etkisi büyüktü. Fenerbahçe savunma 4'lüsü topu çıkarırken, asla rahat edemedi
Fenerbahçe'nin 2. golüne bakalım önce: R. Carlos vuruyor, top dönüyor, bir daha vuruyor, Deivid'in önüne geliyor. O vuruyor, Hakan'dan dönüyor Semih vuruyor, gol. Bir serbest vuruş. Fenerbahçe'ye 4 deneme hakkı veriyor Beşiktaş. Silahı 4 kez rakibin eline tutuşturuyor. Beşiktaş'ın bütün büyük maçlarında benzer garip organizasyonsuzluklar izlemiştik. Bu da bir yenisi. Oysa, Beşiktaş'ın planı iyiydi. Detayda, ama temel detaylarda kayboldular.
Beşiktaş'ın Fenerbahçe'yi zor durumda bırakan oyun başlangıcında rakibe erken, ama çok erken basmasının etkisi büyüktü.
Fenerbahçe savunma 4'lüsü topu çıkarırken, asla rahat edemedi. Burak, Bobo ve Delgado orta sahalarından aldıkları destekle Fenerbahçe'yi orada bozmayı, şaşırtmayı bildiler. Bunu hiçbir Avrupa maçında yapamamışlardı. Doğrusu bu ya Fenerbahçe'ye Avrupa'da böyle erken baskı yapmaya çalışan da olmamıştı. Golü böyle erken buldular. Ve genel strateji açısından maça damgasını vuran da bu oldu.

Delgado şahaneydi Bu planın devamı, çok çaba sarf ederek, zorlanarak ve dengesi bozularak çıkan Fenerbahçe'ye kontr baskınları yapmaktı. Evet, Fenerbahçe'yi dengesiz yakaladılar, onların hızını düşürdüler, pas hatasına zorladılar ama...
Planın 2. kısmında Roberto Carlos ve Gökhan'ın hızına takıldılar. Baskın çalışmaları işe yaramadı. Bu 2 oyuncu ayrıca topu rakip alana hızlı taşıma ve baskıyı delme konusunda da takımın motoru oldu.
Ancak Beşiktaş bu kadar çok iş yapmasına rağmen Fenerbahçe sadece duran toplarda bile onlardan daha fazla gol pozisyonu yakalamayı bildi. Bu mücadele edilemez bir dengesizlik. Her türlü planı doğru yapıp sadece serbest vuruşlarda bile maçı vermene yol açacak kadar pozisyon vermek! İşte Fenerbahçe maçı burada aldı.
Ama şunu da söylemek lazım. Seyrettiğim en iyi Delgado performansı sahnede olduğu için maça ortak olabilecekleri şansları da buldular. Arjantinli dün şahane bir oyun oynadı. Batuhan'ın kaçırdığını ise bu genç oyuncunun geleceği açısından hiç değerlendirmeyelim.

mdemirkol@milliyet.com.tr

***

Mustafa DENİZLİ

Nasıldı, nasıl oldu... Fener'in, Beşiktaş'a karşı üstünlüğü sadece frikik ve kornerlerde olabilirdi, ilk golü de böyle buldu
Bir derbi düşünün... Bireysel olarak da, takım olarak da rakibinden daha üstün olan Beşiktaş, Delgado'nun nefis pasıyla defansın arkasında topla buluşan Bobo'nun golüyle oyuna başlıyor ve büyük bir avantaj yakalıyor.
Fenerbahçe ise ileriye pas yapamıyor. Diyelim ki, pas yapacak, kime, nerede yapacak? Önde tek forvet Semih var. Olabilir... Ama hep yalnız kalıyor. Alex ve Deivid geç gidiyor. Deniz, Aurelio ve Vederson destek veremiyor. Semih'in bire birde süratli ve çabuk oyuncu olmadığını biliyoruz. Semih'in etkinliği çevresi kalabalık olduğu zamanlarda ortaya çıkabiliyor.
Oyunun başka bir önemli noktası hakemdi. Maçtan önce eğer bir hakem bu kadar çok konuşulursa sonuç ne olursa olsun maçtan sonra daha çok konuşulacaktır. Fakat bunlar artık Türkiye'de sıradan hadiseler haline geldi. Yazık kere yazık. İleride derbilere yabancı hakem isterlerse hiç şaşmayalım.
Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'a karşı üstünlüğü frikik ve kornerlerde olabilirdi, ilk golü de böyle buldu. Halbuki Beşiktaş daha etkili ataklar yaptı. Öndeki Bobo'yu, Delgado, Burak ve Serdar Özkan destekledi,rakibinden daha fazla pozisyon buldu. Ama Bobo ve diğer oyuncular iyi vuruşlar yapamadı. Final pasları da yeterince iyi değildi. Bu pasları sadece Delgado yapabiliyor. Tartışmasız Türkiye'nin en etkin asist yapabilen oyuncusu olan Delgado kayıplarına rağmen sonucu mutlaka değiştirebiliyor.
Esasında maç güzel mi oldu, kötü mü oldu, bu gerilimde fark edemiyorsunuz. Çünkü hakemin her kararına tepki geldiği için gereksiz ortam gerilmesi ortaya çıktı.
İsmet Arzuman nasıl bir yönetim gösterdi, fazla girmek istemiyorum. Ama hakemin, futbolculardan 5 misli gergin ortamda başladığı kesindi. İşi hiç de kolay değildi. Buna rağmen bence 1-2 önemli hatasının dışında güzel maç yönetti. Benim tespit ettiğim en büyük hatası, Deivid'e ikinci sarı kartını çıkarmamasıydı. Uzatmada Higuain'in kafayla ağlara gönderdiği toptan önce çalınan bir düdük varsa, söylenecek bir şey yok. Ama şu bir gerçek ki bu maç burada unutulacak, hakem tartışmalarının boyutu ise nerelere kadar gidecek Türkiye bunu yakından takip etsin...
Fenerbahçe'de bir adım öne çıkanlar Gökhan, Aurelio, Vederson biraz da Semih oldu. Beşiktaş'ta Delgado etkindi, Bobo ilk yarıda çalışkan ve etkiliydi. Koray pasif gözüktü. Çok yetenekli bir oyuncu olan Burak'ın gereksiz şeylerle uğraşması ise önündeki yollara diken döşeyeceğe benziyor.
Neticede gerginlikler içinde bir maç sona erdi. Oyunda fazla gerilim yoktu, ama golün iptalinden sonra maçın bitmesi ortamın gerilmesini kaçınılmaz hale getirdi.

mdenizli@milliyet.com.tr

***
Rıdvan DİLMEN-Milliyet
Fener hak etti Derbinin bende bıraktığı en önemli iz, iki takımın girdiği pozisyonların rakip hatalardan oluşuydu. Organize atak sayısı çok azdı
Derbi 1-0 Beşiktaş'ın lehine başladı. Daha iki takım sahaya yerleşmeden, Fenerbahçe kendi ceza sahası dışında hazırlık pasları yaptığı sırada Deniz'in kaptırdığı topu alan Delgado, Bobo'yu kaçırdı. Bobo da golü yaptı.
İşte bu anda bütün stratejiler değişti. Beşiktaş arkaya yaslandı, kontratak denedi. Fenerbahçe risk aldı, beklerini de ileri çıkardı. Bir duran topta 1-1'i yakaladı. Maç tekrar dengelendi ama biraz Fenerbahçe ağırlıklı oynanıyordu. İki takım adına da pozisyonlar topla çıkışlarda yapılan hatalardan doğdu. Hem Beşiktaş, hem de Fenerbahçe bu yüzden ani kontrataklar yedi.
İkinci yarının 5. dakikasından sonra Fenerbahçe üstünlüğü ele aldı. Golü aradı, aradı, sonunda da buldu. Islak zeminde beklediğimiz tehlike oldu ve Deivid'in şutunda Hakan'dan seken topa Semih dokundu. Daha sonraki bölümde Fenerbahçe konrataktan üçüncüyü bulmaya çalışırken, ilginçtir kontrataktan pozisyon yedi. Yine orta sahanın kaybettiği topta maç boyunca iyi ara paslar atan Delgado'nun nefis ara pasında Bobo, Volkan ile karşı karşıya kaldı ancak açısı kapanınca auta vurdu.

Kartlar etkiledi Zico, sakatlıktan yeni çıkan Alex yorulunca yerine Tümer'i aldı. Doğru da yaptı. Maçın bende bıraktığı en önemli iz, iki takım oyuncularının girdikleri pozisyonları hep rakibin hatalarından yakalayışlarıydı. Organize oluşan pozisyon sayısı çok azdı.
Gökhan Zan'ın maçın başında sakatlanması, diğer stoper İbrahim Toraman ile ön libero Cisse'nin daha ilk yarıda sarı kart görmesi göbekteki hamlelerde dikkat gerektirdi. Bu da Beşiktaş adına büyük dezavantajıydı.
Fenerbahçe büyük seyirci desteğini arkasına alırken, oyun içinde de ibreyi hep kendi yönünde tuttu ve hak ederek kazanmasını bildi.


rdilmen@milliyet.com.tr

***
Kazım KANAT-Sabah

Erken gol dezavantaj!

Şunu iddia etsem; "Erken gol Beşiktaş için avantaj değil, dezavantaj oldu" ne dersiniz? Biliyorum ki; hadi canım sen de dersiniz. Hatta golün erkeni veya geçi mi olurmuş dersiniz. Yani bu düşünce ile alay edersiniz!...
Oysa gerçek şudur; Böyle büyük maçlar Beşiktaş'ın erken gol atması dezavantajdır. Neden derseniz, şunu derim; Delgado'nun araya bıraktığı harika topu Bobo gol yaptığı an çok şey değil, her şey değişti.
Ne değişti derseniz şunlar derim;
1-Zico, tüm riskleri alarak, " şablon taktikten" vazgeçerek takımını hücuma çıkardı.
2-Sağlam, skoru korumak için, " geriye yaslanan" takımını ileri çıkaramadı.
Peki ne oldu? Elbette beklenen oldu. Beşiktaş bu kadar geriye yaslanırsa gol kaçınılmazdı. Onca kaçan pozisyondan sonra, Beşiktaş kornerden yani bir ölü toptan gol yedi. Soru şuydu; Deivid'in şutunu TandoğanArıkan ikilisi böyle mi önlemeliydi? Bu iki golden sonra skorda denge sağlandı.
Sonrasında oyun Zico ve Sağlam'ın kontrolünden çıktı. Daha sonra da maç, 'kontratak savaşına" dönüştü.
Maçın kaderini ise kurşun asker gibi "Önce rakibi yok et" felsefesiyle oynayan iki takımın ön liberoları baş rolü oynadı. Beşiktaş'ın iki ön liberosu (Avcı-Cisse), F.Bahçe'nin büyük baskısına direnemediler. Oyuna çıkan iki Fener liberosu (Aurelio ve Barış) maça damga vurdular.
İlk 45 bittiğinde iki soru vardı;
1-Tello oynasaydı ne olurdu? (Tello yok diye sistem değişti)
2-Gökhan Zan sakatlanmasıydı ne olurdu? (Çünkü; Diatta oyuna girdi ve Beşiktaş yine yüksek toptan gol yedi)
İkinci 45'te iki pozisyon maçın kaderini değiştirdi;
A-Beşiktaş, hücuma çıkarken topu kaptırdı, kontra yedi. Kaleci Arıkan topu sektirince elbette altı pasların kralı Semih affetmedi. (Bu gol Fener'in dirilişi oldu)
B-F.Bahçe hücuma çıkarken, Mathias Delgado topu kaptı. Üç savunmacıyı çalımla geçti. Bu çalımı kaleci Demirel'e atabilir di, atmadı. Sonra da topu dışarı attı. (Bu Beşiktaş'ı moral olarak çökertti!..)
Beşiktaş
egoizminden kaybetti. Önce Bobo sonra da Karadeniz "Ben atayım, kahraman olayım" diye pas vermediler. Bu takıma ihanet.
MESAJ: Hakemler her maçtan önce (Milletvekillerinin, mecliste yaptığı gibi) "Bu maçı dürüst ve tarafsız yöneteceğiz" diye namus ve şerefleri üzerine yemin etmeli. Bu görüşümden kim ne anlarsa!

***
Haşmet BABAOĞLU-Vatan Gazetesi

1 puan almalıydı


Takımda Bobo varsa ve günündeyse her an gol pozisyonu yaratabilir, gol kaçırabilir ve en sonunda golü de bulabilirsin.

Fakat kalende Hakan varsa ve ceza sahasına sert toplar atılıyor, karamboller oluşuyorsa her an gol de yiyebilirsin...

Beşiktaş açısından dün akşam ilk yarının özeti böyle de yapılabilir.

Yani biri çıkıp �3. dakikada Bobo ve 29. dakikada Hakan klasiği izledik, devre 1-1 bitti� diye özetlese çok yanlış olmaz. Ayrıca 45 dakikaya bu kadar çok pas hatasının sığdırıldığı bir maçı epeydir seyretmemiştim. Bu yüzden takımlar ikinci yarıya pas hatalarını azaltma ve taktik disipline daha fazla uyma amacıyla çıktılar. Ama bu kez de tempo düştü. Malum, futbolumuzda hem hızlı sürüp hem de direksiyon hakimiyetini kaybetmemek imkansız denecek kadar zor.

***


Tempo düşünce F.Bahçe�nin artıları öne çıktı, Beşiktaş�ın eksileri göze battı. Bir de ciddi bir eksik vardı. Yokluğunda değeri daha iyi anlaşılan biri, Tello...

Sağ kanat deseniz, ikinci yarıda orada siyah beyazlı bir futbolcunun oynadığından emin değilim. 50�li dakikalardan başlayarak Roberto Carlos ve Vederson o koridorda ellerini kollarını sallayarak dolaştılar. Nedendir bilmem, Ertuğrul Sağlam da bunu seyretti.

İlk yarıda orta sahada topu ayağına alan rakip futbolcunun üzerine ikişerli, üçerli bastıran siyah-beyazlı orta saha 60�dan sonra yoruldu, tükendi.

Yine de Beşiktaş�ın Kadıköy�den 1 puan alarak ayrılması gerekirdi. Daha önce düdük çaldığını söyleyen İ.Arzuman buna izin vermedi.

***


Şimdi bazı noktaları alt alta sıralayalım.

1 Kabul etmek gerekir ki, Gökhan Zan çıktı, Beşiktaş savunması bir daha aynı ritmi tutturamadı!

2 Burak, ilk yarıdaki çok verimli atakların top kaybetme şampiyonuydu. Çıkması için 63 dakika beklemek gerekir miydi? Yoksa bu umutsuz gecikmenin nedeni Burak�ın yerine girecek Higuain�in ondan da beter olması mıydı?

3 Böyle derbilerde Beşiktaş�ın orta saha ve forvet transferlerinin tartışmalı olduğu daha net biçimde ortaya çıkıyor. Cisse dahil orta sahada ayağını yere sağlam basan oyunu iki yönlü ve akılcı biçimde oynayan bir tek adam yok. Nasıl iş bu?

4 Sayılmayan golün tartışması Beşiktaş teknik ekibine şunu unutturmamalı. Forvette bu kadar etkisiz bir F.Bahçe kolay kolay bulunmaz! Maçtan mutlaka puanla; hatta puanlarla ayrılınmalıydı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !