Beşiktaş:1 Sivasspor:2 Yazar yorumları

Rıdvan DİLMEN-Milliyet

Ayıp etmeyelim

Bu maçta Beşiktaşlı oyuncuları tek kelime bile eleştirmek istemiyorum. Çünkü ayıp etmiş olurum. Böyle bir ortamda futbol oynamak hakikaten çok zor


Maç öncesi gündüz kendimi Beşiktaşlı oyuncuların yerine koydum. Akşam sahaya çıkacak olsam Allah'tan tek isteğim şu olurdu herhalde; "Şu maçı 1-0 olsa da kazanalım, sonra evime gidip kapanayım."
Hakikaten bu ortamda futbol oynamak çok zor. Bir hafta önce derbi kaybetmişsiniz, arada Avrupa'da farklı yenilmişsiniz. PAF'la çıkalım tartışmaları, gergin ortam, kafası karmakarışık olan bir taraftar... Oyunculara sorsanız bütün samimiyetleriyle bu maçı oynamak istemezlerdi. Hele bir de hava şartlarının ağırlığı üzerlerine bir yük daha bindirdi. Ve öne geçmelerine rağmen galibiyeti koruyamadılar ve maçı da kaybettiler.

Sivas ikinci yarı

Sivas takımı buralara nasıl geldiğini aslında ilk yarıda hiç gösteremedi. Sivas'a yakışmayacak şekilde ciddiyetten uzak oynadılar. Özellikle Balili atıldıktan sonra tekrar eskiye döndüler, aynı ciddiyetle, yine tekmeye kafa koymaya, mücadele etmeye başladılar. Bülent hocanın da müthiş doğru değişikleri ile skoru 2-1'e getirdiler ve yine akılcı değişikliklerle skoru korumayı bildiler. Hatta üçüncüyü de kaçırdılar.
Mohamed Ali kendi futbol kariyerinde bu tür golleri çok atmıştı, yine attı. Beşiktaş takımının oyuncularının inisiyatif alamaması Higuain hariç doğaldı. Higuain iştahlı ve etkili oynadı. Bu maç için Beşiktaşlı oyuncuları tek kelime eleştirmek istemiyorum, çünkü ayıp etmiş olurum.
Hakem Bünyamin Gezer adına tartışmalı pozisyonlar vardı ama ben genelde kendisini beğeniyorum. Çünkü gördüğünü çalıyor.

 

****

Kazım Kanat-Sabah

 

Tükürdüğünü yalamak

Ertuğrul Sağlam şu yolu deneyebilirdi: Liverpool rezaletinin ilk 11'ini sahaya sürerdi. Bu bir anlamda iadei itibar anlamına gelebilirdi. Ama gerçek şuydu: Sivas maçı kaybedilirken, Liverpool maçının da ilk 11'i bu sezon kaybedilmek anlamına gelirdi. Sağlam, duygularını değil, mantığını dinledi. Sivas ile oynadığını kabul ederek, kazanmak ve Liverpool izlerini silmek için hatada ısrar etmedi.
Bu maçın teknik yönleri şöyle:
1-Bu maç, iki şampiyon adayının testiydi. Beşiktaş kaybederse çok şey kaybederdi. Sivas ise, 'tatlı bir hayal' olarak yorumladığı şampiyonluk için ilk kez sahne aldı. Gördük ki,Sivas'ın şampiyon olamasa bile sonuna kadar gidecek gücü var.
2-Hakem Bünyamin Gezer, faul yorumlarında Arzumanlaştı! Balili'nin arkadan Cisse'ye yaptığı pozisyon kırmızı kartlıktı. Faul vermedi. 2. yarıda Balili aynı hareketi Toraman'a yaptı. Bu kez kırmızı çıktı. Gezer'in yorumları Beşiktaş'ı mağlup etti. (Toraman'a çıkan kırmızı yanlıştı. Bu yorum golü getirdi. Bobo'nun düşürülüşü penaltıydı. Verilmedi ve o top Beşiktaş'a gol oldu!)
3-Saglam'ı eleştirirken şu cümleyi kullanmıştık: Kaybedeceksen cesurca kaybet. Büyük maçlar, büyük oyuncularla kazanılır. Eleştiriden ders almış. 4-3-3 sisteminde ısrar etmedi. Tek ön liberolu gibi gözükse de (4-2-3-1) tek santrfor oynayarak topa sahip olmak istedi. Nobre ve Diatta tercihleri yanlıştı.
4-Üç oyuncu doğru tercihti. Rüştü; (Taraftarın Fenerli oyuncu istemiyoruz tepkisi ayrı konu. Haklılar!) Rico Paşa ve Higuain tercihleri kaliteyi yükseltti. Kartal'ı ileriye taşıyan Higuain'in, Bobo'nun golündeki asisti mükemmeldi.

DOĞRULARI TARAFTAR YAPTI
Son söz; Saglam'ın dediği gibi Beşiktaş'ın cenaze evinde ki düğün devam ediyor. Bunlar kim? Benim bildiklerimi acaba Sinan Engin de biliyor mu?
MESAJ 1; "Yer yarılsa da içine girsem" sözü şu an Demirören için geçerlidir. Çünkü; tükürdüğünü yalamıştır. Taraftarın, "Beşiktaş başkanı sözünü yemez. Sinan'ı da al git. Taraftar burada, PAF nerede?" diye koyduğu tepkiye bravo. Bunun gereği istifadır!
MESAJ 2; Beşiktaş taraftarı Sağlam'ı bağrına basarak verdiği, "Küme düşsek de Sağlam düşelim" sözünün arkasında durdu. "Destek Sağlam'a. Engin istifa" mesajı ile tükürdüğünü yalamadı. Dikkat!
MESAJ 3; Taraftar Sivas'ı alkışlayarak Beşiktaşlı duruşu dersi verdi. Bravo!

 

****

 

 Ömer Üründül-Sabah

Kartal bunalımda
Beşiktaş zoru kolaya çevirdiği kritik maçta elinde tuttuğu 3 puanı bırakıp tam bir bunalımın içine girdi. Beşiktaş maça hırslı ama yabancı oyuncular hariç çok sinirli başladı. Bu sinirlilik pahalıya mal olacak cinstendi. Bir türlü oyuna konsantre olamıyorlardı.
En büyük şans Sivasspor'un dün gece İnönü Stadı'nda herkesin beklediği atmosfere kendilerini zihinsel olarak hazırlamamış olmalarıydı. İlk yarıda Sivas alışılmış kimliğinin çok dışında her yönüyle pasif bir futbol sergiledi. Beşiktaş hırslı ve tempolu futbolunu pozisyona dönüştüremese de kritik anda skor avantajı yakaladı. Sonra takımdaki gerginlik geçti. Hiç kale önü tehlikesi yaşamadan devreyi bitirdiler.
İkinci yarı da aynı görüntüde başladı. O dakikaya kadar hiçbir müsvet hareketi olmayan Balili yaptığı ağır bir hareketle haklı olarak ihraç edilince bütün saha içi dengeler Beşiktaş'ın lehine döndü. Ancak bundan sonra siyah beyazlı takım tam bir harakiri yaptı. Kalesinde hiç tehlike yaşamazken 10 kişilik rakibine net bir pozisyon ikram etti, Rüştü kurtardı. Benzer pozisyonda ikinci ikram yapılınca İbrahim Toraman kırmızı kart gördü. O frikik de gol oldu.

HİGUAİN'İ ÇOK BEĞENDİM
Artık skor da dengedeydi, takımların sayısal durumları da. Beşiktaş tekrar gerilime girdi. Kaçan 2-3 fırsat sonrası kontraatak golü yiyerek hem önemli bir 3 puan kaybettiler hem de yönetim ve teknik heyet olarak kritik günlerin beklentisine girdiler. Dün gece Higuain'i çok beğendim. Çünkü ilk kez 90 dakika seyretme fırsatı buldum. Devamlı oynarsa mutlaka takıma ciddi katkılar sağlar. Sivasspor, Balili atıldıktan sonra uykudan uyandı. Gerçek kimliğine kavuştu. Son 35 dakikada sahada olması gereken Sivasspor vardı. Hem iyi savunma yaptılar hem de çok etkili ataklarla büyük pozisyon zenginliği yaşadılar. 2 gol atarak da aldıkları 3 puanla çok büyük iş başardılar.
Mohammed Ali'nin frikik golü mükemmeldi. Mehmet Yıldız da ileride tek forvet olarak son yarım saatte önemli icraatlar yaptı. Zorluk derecesi yüksek ve birbirinden kritik pozisyonların yaşandığı maçı Bünyamin Gezer bana göre çok iyi yönetti. Tek tartışılacak karar Bobo'nun pozisyonuydu. O da yoruma açıktı. Gezer'in yorumu devam oldu.
 
****
 
Erman TOROĞLU-Hürriyet
 
Paramparça

DÜN akşam İnönü Stadı’ndaki tribün görüntülerinden sonra Yıldırım Demirören ve ekibinin kesinlikle görevi bırakması gerekir... Seyirci, "Demirören, Sinan’ı da al git" diye bağırdı, Ertuğrul’u ise kenara koydu.
Böyle bir atmosferde oyunculardan çok iyi futbol beklemek zor. Fakat anlamadığım bir nokta var. Türkiye’de Haluk Ulusoy’a aleyhte tezahürat yapmayacak iki tane seyirci var. Biri Trabzon, diğeri Beşiktaş. Eğer bunlar Ulusoy aleyhine bağırırlarsa, Allah onları çarpar. Ama bu iş böyledir. Sırtında taşırsın, bir gün bırak, en kötü sen olursun... Yani anlayacağınız şu andaki Beşiktaş, Müslüm Gürses’in parçası gibi: ’Paramparça’.
Sivas oyuna iyi başlamadı. Her şeye rağmen Beşiktaş daha düzgün işler yapıyordu. Beşiktaş için dün gece bir şanssızlık vardı. Hakem ne seyirciden, ne de büyük takımdan etkileniyordu. Bildiği kadarıyla gördüğünü ortadan çalıyordu. Tribünler F.Bahçe’den futbolcu istemeyiz diyor. Sahada Rüştü var, sonradan Mehmet Yozgatlı giriyor. Dönüyorlar; "Sivaslı ayılar İstanbul’da ne arar" diyorlar. Benim bildiğim İbrahim Toraman Sivaslı.
Başkan sözünü yemez
Takımlar onar kişi kalınca Sivas oyunun kontrolünü ele aldı. Belki Beşiktaş hücum eder gözüktü ama Sivaslılar kaptıkları her topla iyice dağılan Beşiktaş’ın arkasına mızrak gibi saplandılar. Biraz dikkat etseler fark açılırdı. Sivasspor ne kadar daha liderlik mücadelesi yapar onu bilemem. Ama şunu dün net gördüm. Yere sağlam basıyorlar, yardımlaşıyorlar. Her arkadaşı diğerinin hatasını kapatıyor. Birbirlerine ukalalık yapmıyorlar ve maçı bırakmıyorlar. Böyle bir takımın Türkiye’deki şu futbol kalitesinde ligi ilk 5’te bitirmesi gerekir. Bu da Sivas için büyük başarıdır. Çünkü futbol takımlarındaki başarıya ben, ’Ne kadar verdin, ne kadar aldın’ diye bakarım.
Seyirci, "Beşiktaş’ın Başkanı sözünü yemez" diye bağırdı. Siyah beyazlıların bu başkan ve bu yönetimle bugünlere geleceğini çok öncelerden konuşup yazdığımızda tepki almıştık. Ama şimdi onlar için daha da büyük bir tehlike var. Çünkü Beşiktaş’ın 3-4 senelik geliri ipotek edilmiş durumda. Gelecek adama Allah kuvvet versin. Hep şunu söyledim, "Yıldırım Demirören kulübü idare ettiği gibi babasının şirketini idare etseydi ne olurdu, kaçıncı günde kovulurdu!".
 
****
Fatih DOĞAN-Fotomaç
 
Taraftarın yorumu

Beşiktaş taraftarı oynanan her oyunun ve yaşanan her gelişmenin farkında. Günümüz iletişim çağında, yorum enflasyonunun yaşandığı bir ortamda gündem okumasını çok iyi becerdikleri kesin. Dün kapalısı, açığı 20 bin kişi, tek ses, tek yürek, öyle bir tavır ortaya koydular ki değme sosyologlara, yorumculara taş çıkarttılar. Yumruğunu masaya vuracağını söyleyen Yıldırım Demirören'in elinin boşa gittiğinin farkındalar. 'Beşiktaş başkanı sözünü yemez' derdindeler. Olaya kişisel değil, kurumsal bakıyorlar. Bu yüzden 'Yeter Yıldırım Demirören yeter' istifa çağrısını maç boyu yineleyip durdular. Hakemlere 'mafya', takıma yetersiz' gibi söylemlerinden dolayı Sinan Engin'e de istifa et' dediler. Taraftar, F.Bahçe maçı sonrası ani PAF kararını alan ama sonra çark eden Sayın Demirören ve Sinan Engin'in Liverpool maçı sonrası da Ertuğrul Sağlam'ı basın toplantısıyla kamuoyunun önüne atıp, arkasına sığındıklarını düşündüğü için de 'Sinan'ı da al git Sinan'ı da' tepkisini ortaya koydular. Tribünlerin isteği ve gücüyle gelen Yıldırım Demirören ve Sinan Engin taraftarın 'Güven beklentisini ortaya koyan' bu mesajını iyi değerlendirmeli.

Forma kutsaldır
Teknik direktör Ertuğrul Sağlam'a gelince. 8-0'ı hazmedemeyip Liverpool'da Radisson SAS Otel'de başkana 'Gereğini yapmaya hazırım' diye onurlu bir duruş sergileyen ve dönüşte korkmadan medyanın karşısına çıkarak takımına sahip çıkan Sağlam'ı 'Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam' tezahuratlarıyla onurlandırdılar. Dünkü Sivasspor maçında oyunun ve sonucun önemi yoktu. Önemli olan 'Beşiktaş forması kutsaldır. Herkese nasip olmaz' mesajının altının kırımızı çizgiyle çizilmesiydi.
****
 
İlker ATEŞ-Fotomaç
 
Bağlan hayata

Bu yazı birçok kişiye ters gelebilir. Beşiktaş yenildi.. Berabere kalabilir, hatta galip de gelebilirdi. Başlığı ve yazıyı hiçbir durumda değiştirmeyecektim. Beşiktaş, sezon başından bu yana en büyük futbolunu dün gece oynadı. Bu 8 tonluk hezimetin ardından, bence çok masum bir yenilgi olarak kabul edilmeli. Peki, yenilen takıma bu övgü neden diyeceksiniz. Beşiktaş dün gece çok güzel oynadı. Ancak karşısındaki Sivasspor da bir okadar güzel oynadı. Beşiktaş her maçı böyle oynasa şimdi almış başını gitmişti. Üç adet İbrahim için birer sözüm olacak. Önce İbrahim Toraman'a... Böylesine yüksek gerilimli bir maçta yaptıklarından dolayı çok geç atıldı. Üstelik ikinci kaptan! Birinci kaptana gelince... Çok hizmetleri oldu. Ne var ki dün gece Beşiktaş'taki misyonunu tamamladı. Artık hiç kimse bozuk kamyon görmek istemiyor. Sırada en genç İbrahim var. Yani İbrahim Kaş... Sezon başında devamlı oynuyordu. Hep oynamalıydı. Ertuğrul Sağlam, Fatih Terim'e telefon açıp, bir özür dilemeli. Ertuğrul hocanın özür dilemesi gereken ikinci bir kişi daha var. Kim mi? Elbette Higuain... Geldiği günden beri her maç 90 dakika oynamalıydı. Bunu ne ilk kez söylüyorum, ne de ilk kez yazıyorum. Serdar Özkan... Tepe taklak aşağı gidiyor. Birisi ona maçın iki topla oynanmadığını derhal hatırlatsın. Delgado... Bir hareket yaptı, yine herkesi ve kendini kandırdı. Hareketin devamı skandaldı. Maçı birkez daha izliyin ve ne olur bana hak verin.

Balili'yi kınıyorum
Bobo... Dün gecenin Higuain ile birlikte flaş ismiydi. Attığı gole laf yok. Peki Sedat'ın durum 1-1 iken, Bobo'ya yaptığı ne? Tartışmasız penaltı. Bünyamin beyin vermeyip devam ettirdiği oyun, Sivasspor'a ikinci golü getirdi. Sivas'ı ve Bülent hocayı ayakta alkışlıyorum. Balili'yi şiddetle kınıyorum. Oyuncu mu yoksa kasap mı, bu işlerden birini seçsin. Muhteşem Beşiktaş taraftarının bir bölümünü protesto ediyorum. Sivas'a yaptıkları tepkili slogandan dolayı. Orada Cumhuriyetimizin temeli atıldı. Son söz: Beşiktaşlı Liverpool faciasının acısını içine atsın ve unutsun. Yukarıdan dün bir mesaj geldi. O mesaj şöyle diyor: Olur böyle şeyler... Bağlan hayata.
 
****
 
Cem DİZDAR-Fanatik
 
Sağlam aslında ne dedi?


9.11.2007


İlk olarak soluk yüz ifadesini gördüğümde, “Eyvah! Paralize olmuş Ertuğrul Sağlam” dedim. Başta ürkekti sesi, gittikçe düzeldi, güveni yerine geldi.
Öteden beri krizlerde “birlik beraberlik çağrısı” yapanlara şüpheyle bakarım. Neden akıllarına ilk olarak bu çağrı gelir, hiç düşündünüz mü? Bilirim, bu çağrı bir tuzaktır. “Biz de hata yok, eleştirmeyin ve yaptıklarımızı kabul edin” demenin başka kelimelerle ifade edilmesidir. Sağlam da, en nefret ettiğim şeyi yaptı, bu çağrıyı yaparken “cenaze evinde düğün yapanlara” işaret etti. Ama kim bu göbek atanlar, isim vermedi. Verse de biz de bilsek? Yoksa aralarında ben de var mıyım?
Sonra hakem hatalarından dem vurup Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ni sıfır puanla kapattığı dönemlere gönderme yaptı. Ne kadar gereksiz ve anlamsız.
Ve Sivasspor maçı için taraftarı tribünlere çağırdı. Peki, Başkan “PAF’la çıkacağız kimse gelmesin” dememiş miydi?
Ben de bunun üzerine “Biz gideceğiz kime ne?” yazmamış mıydım? Ne yapacağız şimdi?..
Veciz bir de söz; “Büyüklerimiz hep söylerler: İyiler sendeler, ama asla yıkılmazlar.” Ve tabii olmazsa olmazlardan “Dimdik ayaktayız.” Sen onu bir de sokaktaki Beşiktaşlılar’a sor bakalım, ne haldeler! Tarih yıkılmış ‘iyi’lerle doludur, bilmeyen mi var? Bir de unutmadan, büyüklerin her söylediği doğru değildir, öyle olsa dünya bu halde olmazdı.
Ben beklerdim ki, Ertuğrul Sağlam bütün bu yaşananlardan sonra ‘sağlam bir özeleştiri’ yapsın. Olmadı, yapamadı. Sadece geçiştirdi, geçiştirdiğini sandı.
Yer az olduğu için ben not aldığım bazı ‘küçük’ ayrıntıları tersten okumayı denedim. Bilmem becerebildim mi... Şöyle ki...
Sağlam, Liverpool’un kadrosunun genişliğinden bahsederken, ki bunu yeni öğrenmiş olamayız, aslında Beşiktaş’ın gereğince idman yapmayıp, fiziksel gücünün böyle takımlarla oynamak için yeterli olmadığını söyledi bana kalırsa.
Bana kalırsa, Sağlam, ligin ve Şampiyonlar Ligi’nin planlamasının iyi yapılamadığını da söyledi.
Ağzını her açtığında, ‘inanç’, ‘inanıyoruz’ diyen birinin Fernando Torres’in fiyatının bir takıma değer olduğunu söylemesi temel bir çelişkidir bana kalırsa. O zaman ya ‘inanç’ deme ‘bilim’ de, ya da bu topa hiç girme, sakatlanma.
Ama en çok şu ligin arasında değiştirileceği sık sık vurgulanan oyunculara taktım ben kafayı.
Sinan Engin kaç hafta önce söylemişti bunu. Ben de şaşırmıştım “Bu takımı kim yönetiyor?” diye. Sağlam da dün üstü kapalı olarak buna benzer şeyler söylemeye çalıştı. Hepimiz biliyoruz ki, bu bir işe yaramaz. Yarasa ligin başında yarardı.
Psikanalist Erich Fromm iki büyük savaşı Almanların çıkardığını söylerken, “Üçüncüyü de onların çıkarmayacağını nasıl iddia edebiliriz” türünden bir şeyler söyler.
Bu takımı Sağlam kurmuştu, biz öyle biliyoruz. Alttan alta oyuncuların yetersizliğinden yakınırken acaba yeni gelecek oyuncularda da yine yanılır mı dersiniz? Ben birden ürperdim şimdi.
Aklıma geldi, şahane bir grup “Peyk”, ‘Sulu Şaka’ adlı şarkısında şöyle diyordu; “Sulu bir şaka bu hayat / Var olan katlanmak zorunda / At istersen her şeyi / Hıncını al, yarana bas / Bu hayat böyle bir oyun / Var olan dayanmak zorunda..”
Sanki bugünlerdeki Beşiktaşlılar’ı anlatıyor bu şarkı, ne dersiniz?...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !