ÜÇ BÜYÜKLERİN MAÇLARI - ANALİZ & YORUM







Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Fikstür | Puan Durumu

FB=2 BJK=1 2007 SÜPER KUPA MAÇI

Tarih: 10:09, 6/8/2007

Kategori: SUPER KUPA

Futbolumuz yeni sezonun 'resmi' anlamdaki startını Köln'de nefesleri kesen Fenerbahçe-Beşiktaş Süper Kupa finaliyle yaptı. Kupa ise 2-1'lik skorla Fenerbahçe'nin oldu. Final son derece hızlı ve hareketli başladı, öyle de bitti. Bunu izleme şansı bulan gurbetçilerimiz adına sevindik. 7. dakikada Carlos ilk serbest vuruş şansını yakaladı. Stat sustu, vuruş barajdan döndü. 12. dakika maçın temposunun da özeti gibiydi. İbrahim Akın'ın aşırmasını Edu çizgiye yakın çıkardı. Delgado vurdu, top üst direkten döndü. Karşı atakta Carlos'un 6-7 metreden topu dışarı atması bu dakikanın heyecanlı finali idi. 14'te ilk gol geldi. Kezman Alex'i gördü, o Deivid'e bıraktı ve Brezilyalı skoru 1- 0 yaptı. Yanıt 20'da geldi: Edu'nun pas sevdası ile kaptırdığı topu alan Mehmet Yozgatlı'nın şık ortasını Bobo aynı güzellikte ağlara gönderdi: 1-1. 24'de Bobo'nun ortasına Delgado ve İbrahim Akın kafayı dokunduramazken bu yarının genel hakimi F.Bahçe'ydi. Ama başka gol çıkmadı. İkinci yarının hızlısı Beşiktaş oldu. 55'te Delgado'nun dışarı giden kafa vuruşu, 77'de sonradan giren Tello'nun serbest vuruşunda Serdar'ın kurtarışı önemli dakikalardı. F.Bahçe'yi ayağa kaldıran ise yine sonradan giren Ali Bilgin'in 78'de Hakan'dan dönen kafa vuruşu oldu. Normal süre böyle bitecek gibiyken derbilerin golcüsü olma yolundaki Kezman ortaya çıktı. 85'te Deniz'in arapasında Beşiktaş savunması açık verince Kezman fırsatçılığını gösterdi ve golü attı. Ardından sakatlanınca Beşiktaş kaptanı İbrahim'i kızdırdı. Ama öfkeyle kalkan İbrahim, kırmızı ile yerine oturdu. Toraman olan İbrahim de kırmızı için çalıştı ama maç bitti.
 
Alıntı-Sabah Gazetesi
 
 
YAZAR YORUMLARI 
Ahmet ÇAKAR-Sabah Gazetesi
 
Daum yanıldı!
Yıllardır alışılmışın aksine tempolu, keyifli bir Süper Kupa Finali izledik. Sezon başı
olmasına rağmen takımlar sanki bir lig maçıymış gibi arzuluydular. Son 5 dakikada
yaşanan olaylar dışında şık bir final oldu. Fenerbahçe oyuna iyi başladı. Ama ondan
sonra topla daha çok oynayan Beşiktaş idi. Ama ne var ki, Beşiktaş ani
yakalandığında tuhaf defansif hatalar içinde... Aslında takımlara baktığımızda
Fenerbahçe'nin geçen sezondan daha güçlü olduğunu söyleyemeyiz. Tuncay'ın
gitmesi büyük kayıp. Yerini Uğur Boral bir aydır iyi oynamasına rağmen ne kadar
doldurabilir?
Roberto Carlos bir dünya yıldızı ama heyecan ve forma satışından başka
Fenerbahçe'ye teknik anlamda ne verebilir? Özellikle Mehmet Yozgatlı
sakatlanıp çıkana kadar Beşiktaş tüm ataklarını Roberto Carlos'un bulunduğu
kulvardan geliştirdi.
Yani diğer bir deyimle Roberto Carlos'un defansif yönü adıyla uyumlu değil.

DEİVİD KAZANÇ OLABİLİR
Fenerbahçe'nin bu sene kazancı Deivid olabilir; iyi oynadı. Kezman da öyle.
Kezman tam bir fırsatçı. Kupayı getiren golde de koşusu, topu alışı ve vuruşu
birinci sınıftı. Beşiktaş kupayı kaybetmesine rağmen bizce Fenerbahçe'den
daha iyi oynadı. Özellikle kanatları daha iyi kullanabiliyor. Bobo, bu sene bizce
golcü olarak en önemli silahı. Cisse de, Beşiktaş'taki en iyi maçlarından birini oynadı.
Tello ise hâlâ soru işareti. Şili Milli Takımı'nda oynayan oyuncunun Beşiktaş'a
transferi gerekir miydi? Şimdiye kadar oynadığı maçlarda Tello "İyi ki alınmış"
dedirtecek bir performans ortaya koyamadı. Maçtan önce Daum, "Fenerbahçe
oynar, Beşiktaş kazanır" dedi. Hemen hemen tersi oldu.
Gelelim İbrahim Üzülmez'e... Daha sezon başı Beşiktaş takımının kaptanı böylesine
sorumsuz davranmamalı. Hem kendini attırdı, hem de oyunu gerdi. Kezman tahrik
etmiş olsa bile bir takım kaptanı çok daha sakin davranmalı. Umarız Sinan Engin
rüzgarı İbrahim ve onun gibileri düzeltir.
Hakem Fırat Aydınus özellikle ceza alanına yakın bazı faullerde hata yaptı, ama
genel olarak iyi bir performans ortaya koydu. Onun en önemli özelliği oyuncularla
iletişimi. Hep başarılı oluyor. Yumuşak, sevecen ve sakin.
 
***
Gürcan BİLGİÇ-Sabah Gaztesi
 
Fenerbahçe keyfi
Kupanın ve derbilerin ruhuna aykırı bir şekilde, iki takımın da maça istekli ve agresif başlaması sevindiriciydi. Garantili oyun yerine hücumda çoğalmak istiyorlardı. Önünü açık bulan, riski göze alarak aksiyona kendini katıyordu. Birbiri ardına ortalarla defanslar zor duruma düştü, şutlar peş peşe geldi, gollerin arasına fazla dakika sıkışmadı. Eleştirilecek yönleri olsa da keyifli bir ilk yarı bitmişti.
Alex'in
sadece koluna taktığı kaptanlık bandı değildi, O'nu farklı kılan . Brezilyalı bu sezonun en iyi oyununda, isminin yine neonların en üstünde yer alacağını da gösterdi. Gerçekten de Fenerbahçe'nin görüntüsü, inancı, güvenli hamleleri Alex ile birlikte değişmişti. Kezman'ın yalnızlıktan şikayeti, bir ara 6 oyuncuyla Beşiktaş ceza alanına yapılan baskıyla bitti. Korkmadan oynadılar, pozitif düşündüler, rakibin yapacaklarını akıllarına getirmeden önceliği kendilerine verdiler. Yani; büyük takım gibi düşündüler ve oynamaya çalıştılar. Elbette böylesine aksiyonun, defansif zaafları da oldu.

HEM HAK ETTİ HEM KAZANDI
Roberto Carlos'un kanadından gol geldi, bir taneyi neredeyse gol çizgisi dibinden kaçırdı Beşiktaş. Dünyanın en iyi hücum beki, kendini zirveye taşıyan yeteneklerini sunuma çıkarıp, arkasını düşünmüyordu. Benzerlerinden kendisini farklı kılan bölümüyle sahada kalıyordu. Deivid, yeni santrfor alındığında gidecek. Ama yine ilk 11'de. Orta sahanın sağında görevli, şablona göre tabii. O bölgede sadece başlama vuruşlarında göründü, maçın geri kalan bölümünü kafasına göre takılıp, sahada top arayıp, bir şeyler yapmaya çalışarak geçirdi. Önder'in yalnızlığını, Aurello ve Can Arat kapatmak için uğraştı. Beşiktaş'ın 60'lara kadar sürdürdüğü denge daha sonra Fenerbahçe'nin lehineydi. Baskı kurdular, rakiplerini geri ittiler ve gol için denemelerini sürdüler. İlk golü hazırlayan Kezman'ın, ikinci gole imzasını atması, kabuğunu da kırmasını sağladı. Çok istedi ve aldı. Maçtan önce oyunu Beşiktaş'ın hak edeceğini ama maçı Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyorduk. Yarısını doğru bildik. Fenerbahçe hem hak etti, hem de kazandı. Kupa beyi Beşiktaş, iki sezon süren alışkanlığına ara vermek zorunda kaldı.
 
***
Kazım KANAT-Sabah Gazetesi

Bu Beşiktaş...

Sağlam'a itirazım şundandır; En aktif dinlenme, maç oynamaktır. Bu biiir! Elbette her rakip ciddiye alınmalıdır. Ama Şampiyonlar Ligi'nden gelecek 10 milyon doları düşünerek, Fenerbahçe maçını sıradan olarak görmek yanlış düşüncedir. Bu da ikiii!
Bir özel itirazım da Rüştü Reçber'e;
Bu maç senin maçındı, Beşiktaşlı olacağın gündü. Niye yoktun? Sakın 'sakatım' deme. Senin sakat olup tek elle, ayakla oynadığını çok gördüm.
Fenerbahçe için tek söyleyeceğim şudur: Tuncay Şanlı gitmiş, Fener'in kalbi de gitmiş. Beşiktaş için ise söyleyeceğim çok şey var. Önce yanlış ve eksikleri yazayım:
1-İbrahim Kaş hariç, 10 futbolcunun 9'u hücum futbolunu seven oyuncular. Rakip kaleye gidiş mükemmel, dönüşler ise felaket. Markaj, adam kovalama, kademe yok. (Sadece Koray Avcı, Toraman biraz da Mehmet Yozgatlı adam kovaladı.)
2-Deivid ve Kezman'ın attığı goller, Beşiktaş savunmasının ve kaleci Hakan Arıkan'ın özel hediyesi oldu. (Beşiktaş yenilgiyi asla hak etmedi.)
3-Mehmet Yozgatlı çok iyiydi. R.Carlos'u her atakta peşine taktı! Avcı'nın uzun pasını çizgiye kadar kovalayıp Bobo'nun golünde asist yapması mükemmeldi.
4-Delgado misafir oyuncu gibi pozisyonlarda sorumluluk almak yerine hep saklandı. Oysa Beşiktaş'ta oyunun lideri.
5-İbrahim Akın yeteneklerine ihanet edip sıradan oyuncu gibi her topu en yakınına verdi. O bölgeye Tello girince savunma anlayışında denge sağlandı.
6-Beşiktaş Kaptanı İbrahim Üzülmez'in yerde yatan Kezman'a tekme atmasını ayıpladım. Bu Beşiktaş duruşuna ihanettir.
İyi şeyleri yazmak için erken ama yine de yazayım;
Bu Beşiktaş geçen yıldan daha iyi.
Bu Beşiktaş, Beşiktaş ruhunu yüreğinde hissediyor.
En önemlisini ise sona sakladım: Bu Ertuğrul Sağlam, Tigana'dan daha cesur, (Çaylak oyuncuları bile korkusuzca sahaya sürüyor) daha iyi antrenör. Sağlam'ın bu cesur duruşu sahaya çabuk yansıdı. Dikkat!

MESAJ; Fenerbahçe geçen yıl 'Niye penaltı verilmiyor?' diye hep hakemleri suçladı. Bu sene ise 'Neden frikik verilmiyor? diye isyan edecekler. Ceza alanı üzerinde herkes kendisini bıraktı. Hakem Fırat Aydınus da bunlara faul çaldı. Carlos ise hep Beşiktaş barajına takıldı. Şimdi de yakın baraj tartışması çıkar!
 
***
Can BARTU-Hürriyet Gazetesi
 
Savaştılar


YERİ, zamanı yanlış bir Süper Kupa maçı olmasına rağmen iki takım da iyi mücadele örneği gösterdiler, ama henüz hazır değiller.

Fenerbahçe’nin de Beşiktaş’ın da aklında Süper Lig ve Avrupa kupası maçları var. Her zamanki gibi sinirli bir maç oldu. Zaten iki takım arasındaki maçların tansiyonu hep yüksek olur. Kim öne geçerse, geriye düşen taraf ve seyircisi genelde sinirleniyor. Dün de böyleydi.

Önce Beşiktaş’a bir göz atalım. Yeni transfer Cisse’yi ağır buldum. Bu haliyle orta saha veya ön liberoda bir şey yapabileceğini sanmıyorum. Diğer yeni transfer Tello biraz daha hareketli, ama o da tatmin edici bir görüntü sergilemedi. Büyük bir becerisi de yok. Beşiktaş’ın yeni transferleri bana pek ümit vermediler, siyah beyazlı takımı sırtlayacak oyuncular değiller. Fenerbahçeli Uğur Boral’ın karşısında oynayan Serdar Kurtuluş da bir varlık gösteremedi.

Heryerde Deivid

Fenerbahçe’ye gelince... Daha derli toplu bir takım görüntüsü verdi. Hareketlendiği zaman daha iyi, yavaş oynadığında bildiğimiz F.Bahçe. Alex’te değişen bir şey yok, bildiğimiz Alex. Kezman her ayağına aldığı topu kaybetti. Bir gol attı, kendini buldu. Kezman mı, Deivid mi derseniz; Deivid heryerde... Koşuyor, defansa yardım ediyor, ileri gidiyor, gol atıyor, Kezman gibi değil. Kendini göstermek için çok uğraşıyor. Yetenekleri çok bir oyuncu Deivid ama, topa girmekte çekiniyor. Dün akşam en çok çalışan Deivid ile Aurelio’ydu.

Bekleyip göreceğiz

Roberto Carlos
bildiğimiz gibi... Bir gol kaçırdı ama, topu nereye, nasıl atacağını çok iyi biliyor. Bitik de değil, gayet çabuk bir oyuncu. Fenerbahçe’nin yediği golde Edu’nun büyük hatası vardı. Edu resmen bir gol hediye etti. Colin Kazım’ın pek bir varlığı yok, Ali Bilgin de kendi etrafında oynayan bir oyuncu. Roberto Carlos hariç, diğer yeni transferler şu anki görüntüleriyle Fenerbahçe’de oynayamaz gözüküyorlar, ama ileride ne olur göreceğiz.

Önemsemiyor gözükselerde, sahaya çıktıklarında Süper Kupa için ellerinden geleni yapan iki takımın tansiyonu yüksek mücadelesinden Fenerbahçe galip ayrıldı. Bu kupa yeni sezon öncesi bir moral kaynağı oldu.
 
***
Vedat OKYAR-Vatan Gazetesi

Hepsinin ayağına sağlık
Son senelerde seyrettiğim ve büyük keyif aldığım bir akşam yaşadık. iki takım oyuncuları
için de “Ayaklarınıza sağlık” diyorum. Kazananın, kaybedenin hiç utanacağı bir maç olmadı.
Ben kritik yaparken futbol oynatanın ne düşündüğünü kendimce düşünmek isterim.
Oynayanların oyun içindeki performanslarına bakıp yorum getiririm. Hani bu ne demek?
Oynayanlar da, oynatanlar da kendilerini kritik ederler,ben de dile getiririm. Ne görürsem
onu yazıyorum, oyuna katkım yok.
Dün gece oynanana bakıyorum, iki tarafın da kenarda mesuliyet taşıyan insanları aynı
kalıpları düşünmüş. Kim daha becerili olursa, şans kimden yana olursa o kazanacaktı,
F.Bahçe kazandı.
Ama seyredenlere keçi boynuzu yedirmediler, keyif verdiler.
Futbol temaşa oyunu. Kaybederken bile keyif alıyorsan bu futbolun hep olması gerekli
ilk kuralı.
Bu keyifli futbola hakemin katkısı hiç mi yok? Bence çok var. Futbol topunu hep canlı
tuttu.Abuk sabuk düdükler çalmadı. Bu genç adamın peşine basın olarak da düşelim,
federasyon olarak da düşelim, çok eski arkadaşım Hilmi Ok da düşsün. İyi hakem, daha
da iyi olacak.
ÇOK İYİ OLACAK
Gelelim takımlara; Bir ilk 20 dakika seyrettim, maç 4-4 de olurdu. Böyle keyifli bir geceye
maydanoz olmak istemiyorum. İyi şeyler gördüm, onları dile getireyim istiyorum. Benim
işim Beşiktaş’la. Yenilen bir ilk gol var, F.Bahçe santrada ceza vuruşu kullanıyor. Orta
blok uyudu.
Hepsi santrada kaldı baskıyı yediler. Topun başında bir memurun olacak. O top sarı kart
görülse bile çabuk çıkmayacak. O gol yenmese maçın rengi değişirdi. Günün istediği
futbolda ölü topların önemi çok geçerlilik kazandı.Beşiktaş’ta Delgado, dün oynamadı
ama Ricardinho, Tello, frikik ve kenar ortalarda takıma çok gol kazandırır. Dün olmadı
ama bundan sonra olur.
Beşiktaş’ın dün için kullanamadığı Nobre gibi, Burak, Gökhan Zan, Ricardinho, Diatta gibi
oyuncuları var.
Bu kadro iyi kadro. Futbol anlayışı iyi. Ertuğrul, bu takımı çok iyi oynayacak bir takım
yapacak.
Bana tecrübemin söylettiği şeyler var. Hem Beşiktaş hem F.Bahçe ligde işlerini görürler.
 
 
***
Erman TOROĞLU-Hürriyet GAZETESİ
 
Kezman'a kızma


DÜNYANIN neresinde bir futbolcu, en büyük kupa törenine tokyo terliklerle çıkar, merak ediyorum.

Bu maç niye Almanya’da oynanır, onu da anlamak mümkün değil.

Birileri mantıklı bir açıklama yaparsa öğrenebileceğiz. İki takımın da oynadığı futbol kaliteli değil. Türkiye şartlarında ufak takımlara belki üstünlük sağlayabilirler ama Avrupa kupalarında işleri zor. Beşiktaş maça 10 kişiyle başladı. Çünkü Koray’la Cisse aynı görevi yaptılar. Fenerbahçe bu anlarda etkili gözüktü. Baktı ki Zico, işler fena gitmiyor bu sefer Deniz’in önüne Mehmet Aurelio’yu çekti, o da başladı 10 kişi oynamaya...

Fenerbahçe, Roberto Carlos’u aldı ama onu anlayan, ona uyan futbolcular Fenerbahçe’de var mı? Bence hayır. Nitekim Carlos, dün etkili değildi. Bu maçın doğru dürüst anonsunu yapan ne bir Alman gazetesi var, ne de televizyonu. Kendi kendimize Avrupa’da hava yapıyoruz. Ama merak edip, maça gelip seyreden Almanlar da futbolun kalitesini gördükten sonra sebebini anlamışlardır.

Bakınız, futbol oyunundaki en büyük faktör hakemdir. O, futbolu güzelleştirir veya çirkinleştirir. Futboldan nasibini almışsa her şey güzel olur. Ama dün, iki takım futbolcuları da Fırat Aydınus’un futbolu ne kadar net bir şekilde bilmediğini anladılar. Bundan sonra onun işi çok zor. Çünkü futbolcular önce birbirlerine yoklama çektiler. Hakemin futbolu bilmediğini anlayınca ona yüklendiler, onunla oynadılar ve kazandılar. Ve onu inanılmaz güç pozisyonda bıraktılar.

Sağlam, karar verememiş

Ertuğrul Sağlam, karar verecek. Neye? Tello’yu transfer etmişsin, böyle bir kupa maçına yedek çıkarıyorsun. İbrahim Akın’ı kazanmak istiyorsun ama İbrahim Akın kendini kazanmak istemiyor. Sen, seyircinin önüne iddialı aldığın transferi çıkarmazsan, o zaman kafalarda soru işareti kalır.

Fenerbahçe, defansta müthiş hatalar yapıyor. Bakmayın, dün gece kazandı ama orta halli bir Avrupa takımı bu savunmayı delik deşik eder. Beşiktaş defansı nasıl? O da çok farklı değil.

Ceza alanı içindeki bir topu yakın olmana rağmen bir defans oyuncusu olarak vuramazsan o topu kaleciye bırakırsan, kaleci de diğer ikisine bırakırsa ve aradan bu kadar zaman geçerse, birileri gelip, onu kaleye yuvarlar. Kezman’ın yaptığı gibi... Sonra da Kezman’a kızıyorsun. Sen kendine kız. Fenerbahçe’nin kadrosu belli. Alacağı adamın oynayacağı yer de belli ama Beşiktaş öyle değil. Artık lig başlayacak belli bir kadronun oturması lazım. Ama Ertuğrul Sağlam’ın kafası hala git-gelde. Karar verecek...

İstiklal Marşı söyleniyor, sahadaki 22 futbolcudan 9 tanesi söyleyemiyor. Türkiye’nin şu andaki genel durumuna göre, bundan sonra transfer edilecek futbolcuların sünneti olup olmama durumu da önem kazanacak herhalde...

NOT: Köln Stadı’na geldiğinizde stadın dışında 400 metreye, 400 metre olan büyük bir yeşil alan var. Üzerinde de 8-10 tane seyyar futbol kalesi olan, ormanın içindeki bu alanın zemini, şu anki Saracoğlu’ndaki zeminden daha iyi.
 
***
 
 



 

 
 




BJK-FB SÜPER KUPA ÖNCESİ YORUMLAR

Tarih: 00:53, 5/8/2007

Kategori: SUPER KUPA



Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu akşam Almanya'da dev randevuya çıkıyor. Geçen

sezonun Turkcell Süper Lig Şampiyonu Fenerbahçe ile Fortis Türkiye Kupası

sahibi Beşiktaş, 2. kez düzenlenen Süper Kupa maçında Köln'de karşı karşıya

geliyor. Rhein Energie Stadı'nda TSİ 21.00'de başlayacak dev maç Show TV'den

naklen yayınlanacak. F.Bahçe'de sürpriz yok, Beşiktaş'ta ise Sağlam son maçtaki

kadronun yarısını değiştiriyor.

***


Dev kapışma

Yeni transferlerin de oynayacağı Köln'deki maç saat 21.00'de başlayacak ve Show

TV'den yayınlanacak.

Geçen sezonun Turkcell Süper Lig şampiyonu F.Bahçe ile Fortis Türkiye Kupası sahibi

Beşiktaş, 2. kez düzenlenen Süper Kupa maçında Köln kentinde karşı karşıya gelecek.

Her iki takım da hem sezonun ilk büyük kupasını müzesine götürmek, hem de lig ve

Avrupa maçları öncesi moral depolamayı hedefliyor.

SAĞLAM'DAN SÜRPRİZLER
F.Bahçe'de

büyük bir kadro sürprizi beklenmezken,     Ertuğrul Sağlam taşları yerinden oynatıyor. Sakat olan Rüştü yok, kale Hakan'a teslim.

Ali Tandoğan, Mehmet Yozgatlı ve Koray da ilk 11'de olacak. Sağlam, Serdar Özkan,

Cisse, Ricardinho'yu da kulübeye çekiyor.

FENERBAHÇE
Önder Carlos Uğur Kezman Deivid Aurelio Deniz Can Edu Serdar Alex

BEŞiKTAŞ
A.Tandoğan İbrahim Ü. Koray Tello Delgado Bobo M.Yozgatlı S.Kurtuluş İbrahim Kaş

İbrahim Toraman Hakan

Saat: 21.00
Yayın: Show TV
Hakem: Fırat Aydınus
Stat: Rhein Energie
Hava: Bulutlu 10 derece

 

Alıntı-Fotomaç Gazetesi.

 

YAZARLARIN MAÇ ÖNCESİ YORUMLARI

 

Selçuk YULA-Fotomaç Gazetesi

 

Fener kupayı alır

Bu akşamki maç sonuçta bir kupa olduğu için önem taşıyor. İki takımı teraziye

koyduğumuzda büyük farklılıklar görmüyoruz. Ertuğrul Sağlam, Avrupa maçına

çıktığı için bir sorun yok ama Zico ideal 11'ini sahaya sürebilmiş değil. Bu yüzden

de Beşiktaş'ın bir adım önde olduğunu düşünmemiz gerekir. Ama gerçek böyle

değil.

Basit bir Moldova takımı karşısında doğru dürüst pozisyona girilmeden ve kalesinde

birçok tehlikeler yaşanarak zor alınan 1-0'lık galibiyete zafer gözüyle bakanlar

bence Beşiktaş'a zarar veriyorlar. Beşiktaş'ta gördüğüm en büyük gelişme,

kanatlarda gençlerle gelen hareketlilik.

Ama gene de solda Roberto Carlos-Uğur Boral, sağda Önder-Ali Bilgin ikilileriyle

aralarında fark olduğu da bir gerçek.

Pozisyon sıkıntısı yok
Her maç en az üç tane yüzde yüzlük pozisyonu harcayan Kezman sistemden en

son şikayet edecek adam olmalı. Fenerbahçe tek forvet oynar görünmesine rağmen

çok pozisyona giriyor. Burada önemli olan orta sahanın yardıma gelmesi. Asıl sorun

burada. Alex'li takımın çift forvete döndüğünde hem Dinamo Kiev'e elendiğini, hem de

ligin başında Manisa'nın 7 puan gerisine düştüğünü unutmayalım. Beşiktaş'ın ise çift

forvetle oynaması gerekiyor. Takımların kimyaları bu gerçekleri gösteriyorsa, teknik

adamlar da onları yapmalı. Neticede F.Bahçe şu ana kadar bizlere çok hazır olduğunu

göstermedi ama bugünkü maça özel hazırlandığını biliyorum. Eksikler ve sakatlar var

ama gene de eldekilerle bile Sheriff karşısında seyrettiğim Beşiktaş'ı, anormal hakem

hataları olmazsa yener ve kupayı alır diyorum. Yalnız burada önemli olan bir konu var;

o da önümüzdeki son derece önemli Avrupa kupası maçları düşünülerek, iki takımın da

sakatlıklara davetiye çıkartacak hareketlerden kaçınmasıdır.

 

***

 

Gürcan BİLGİÇ-Sabah Gazetesi 

Beşiktaş hak etmedi

Bu başlığı bugünkü Süper Kupa maçından sonraki yorumlarda veya yazılarda da
duyabilirsiniz. Ertuğrul Sağlam ile yeni bir vizyona kavuşan Beşiktaş, ligin önemli
dengesi olacak. Sheriff karşısındaki futbollarını beğenmeyenler olabilir. Ama ben
takım oyunu, maçın taktiğinin bir an bile aksamadan uygulanması, kapanan
rakibe rağmen sabırla beklenip, bol pasla hatanın aranmasını keyifle izledim.
Beşiktaş'ta o gün kötü olan futbol değil, bazı oyunculardı. Bobo, Delgado ve Tello,
Cisse ve hatta Ricardinho iyi değillerdi. Daha form tutmamışlar. Bu oyuncuların katkı
sağlamasıyla birlikte etkinliklerini artıracaklardır.
Öyleyse bugün neden kaybedecekler? Fenerbahçe'nin kalitesi, henüz aksak
yürüyen Beşiktaş'ı geçmeye yetecek düzeyde. Kötü oynuyorlar ama kalelerini
disiplinli savunuyorlar. Az ama öz iş yapıyorlar. Pozisyon sayısı az, sıkıcı bir maç
çıkarsalar da golü buluyorlar. Beşiktaş'ın böyle bir rakip karşısında en az iki gole
ulaşması gerekir. O yüzden benim tahminim Beşiktaş'ın mücadelesi ve yapmak
istedikleri için olumlu düşünüp, Fenerbahçe'nin kupayı ustalarıyla kazandığı şeklinde
yorumlar yapacağımız yönünde.
 
***
 
 HAKAN YAŞAR

BİR takımı takım yapan oturmuş sistemi, oyun anlayışı ve kadrosu... Bugünkü
Süper Kupa finali hem F.Bahçe, hem de Beşiktaş’ı bu konuda test etme
açısından önemli. Aslında takımlarımız iki sendromu birden yaşıyor. İlki hazırlık
dönemi...
Sezon başındaki pansumanlar hedefleri olan ekipleri daima zorlar. İkincisi ise
Avrupa’daki başımızın belası ön elemeler. Trabzon Anorthosis ve Galati, F.Bahçe
D.Kiev, G.Saray Tromsö facialarını bu yüzden yaşadı. Bunun için umudumuzu
‘lokum’lara bağlamış durumdayız. Oysa takımlarımız yeni sezona hiç hazır değiller.
Bir ‘umut fakirin ekmeği’dir gidiyor. F.Bahçe, gidenlerin yerine 11’e girebilecek
birtek Carlos’u aldı. Yumuşak karnı solunu yine koridor yapma riskine rağmen...

Esas sorun ise takımın Alex, Appiah, Lugano’suz sezona hazırlanması. Özelikle
F.Bahçe’nin hücum gücünün ölçüsünü belirleyen Appiah... Sakatlığı bir yana
gönülsüzlüğü (hakkı yok) F.Bahçe’yi olumsuz etkileyecek. Üç yıldır suya sabuna
dokunmayan Alex’e enjekte edilen kaptanlık motivasyonu ne derece patlamaya
yol açabilir, bilinmez. Kezman’ın derdine Alex ilaç olamayacak gibi gözüküyor.

FENER İYİ PRES YAPIYOR

Zico’nun sağ kanatta Deivid’den Tuncay yaratma rüyası, Aurelio ve Deniz’in
hücum üretkenliğinden yoksunluğu ve Appiah’sızlık rakip ceza alanına 1.5 kez
girebilen bir F.Bahçe yarattı. Keza Beşiktaş da Sheriff önünde aynı sendromu
yaşadı. Bunun nedeni ise üretimsiz orta sahalar. Ne Deniz ve Aurelio, ne Cisse
takımlarını hücuma çıkartacak kalibreye sahip değiller. Bu yüzden iki takım da
yan pas yapıp, oyunu sıkıcı bir hale sokuyorlar. F.Bahçe’nin başka bir handikabı
ise savunması. Roberto Carlos’un liderliğe soyunması bile hızlı hücuma çıkan,
çabuk rakiplere karşı defansın dağınıklığını önleyemiyor. Ki bu tablo F.Bahçe’nin
başını hep ağrıtır. Aynı sorun Beşiktaş’ta da var.

Sonuç olarak temposu yavaş, gerisi oyun kuramayan, orta sahası hücum özürlü,
rakip 18’e 1.5 kez girebilen, çok yan pas kullanan, ‘Nasıl olsa gol atarım’ düşüncesiyle
defansif önlemleri ilk planda tutan iki takımın maçı zevk vermez. Ancak... F.Bahçe
rakibine göre daha kaliteli, daha üstün durumda. Üstelik F.Bahçe’nin takım kurgusu
derbileri oynamaya daha elverişli. Ve sezon başı sendromunu unutup Zico biraz daha
risk alırsa, 2. kupasını da kaldırır.

 
VEDAT OKYAR

Geçmiş sezonun başını hatırlayalım; Beşiktaş ile G.Saray, Süper Kupa’yı oynamışlardı.
O gün için gurbetçilerimiz bu kupanın adını anarken ‘Bugün bizim bayramımız’ diye dile
getirmişlerdi. Benim çok hoşuma gitmişti. Bugün de F.Bahçe ile Beşiktaş kapışıyor.
Burada büyük bir heyecan var. Bu iki takım sokakta maç yapsa oynayanı da, oynatanı
da, seyredeni de kazanmak ister. Kim kazanır? Benim bu tip oyunlarda hiçbir zaman
favorim olmadı. Oynarken de yoktu, şimdi yazıyla dile getiriyorum, yine yok.


Gönül gözümle bakarsam, bu akşamki maçı Beşiktaş kazansın isterim. Beşiktaş
kazanabilir mi? Ertuğrul’un istediklerini sahaya sokabilirlerse bu mümkün. Şu anda
Beşiktaş, F.Bahçe’den daha hazır durumda. Daha bir işbirliği içindeler. Son Avrupa
kupa maçında çok çok iyi görüntü vermedi. Ama iyi sinyaller gördüm. Birbirlerinin
hatalarını kapatma çabasındalar. Bu futbolda çok iyi bir işaret. Maçlar yol aldıkça
birbirlerini daha iyi tanıyıp, iyi bir takım oyunu oynayacaklar.

İKİ BEYİNE AYAR GEREKİYOR

Defansa Diatta’nın gelişi de iyi oldu. Senegalli, ezberimde olan bir oyuncu. Gökhan
Zan’ın da iyileşip takıma katılacağını düşünürsek, bu sezon Beşiktaş’ın defansında
sıkıntısı olmaz. En büyük sıkıntı, saha içinde takımın direksiyonunda kimin olacağı.
Takımı yönlendirecek 2 oyuncu var; biri Ricardinho, biri Delgado. Delgado’nun iyi
futbolculuğuna inancım çok büyük. İyi oynamıyor. Seyretmeye, nedense seyrederken
keyif almamıza izin vermiyor. Hayret. Ertuğrul Sağlam’ın bir an önce bu futbolcuyu
kalitesinin çizgisine çekmesi lazım.

Ricardinho, yavaş bir oyuncu. Düşüncede çabuk. Ama o da daha kolayını seçiyor,
çok yan pas yapıyor. İleriye oynadığı her topla arkadaşlarını gol pozisyonuna
sokacak adam. Ertuğrul bir an önce bu işi de devreye sokarsa zaaftan çıkıp aktife
geçer. Hem Ricardinho rahat eder, hem de takım.

Futbolda işbirliği önemli dedik ya, bu işbirliği başkanla başlar, sahanın içine girmesinin
anahtarı Ertuğrul Sağlam’da olur.

Sinan’ın gelişine, Ali’nin gidişine ben Vedat olarak vıdı vıdı yapamam. İkisi de benim
evladım. Ben gidene üzülüyorum, gelene seviniyorum. Gel de çık işin içinden. Onun
için de bu konuda hiç yorum yapamıyorum.
 
 
 










{ Son Sayfa } { } { Sonraki Sayfa }