ÜÇ BÜYÜKLERİN MAÇLARI - ANALİZ & YORUM
Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Fikstür | Puan Durumu
Kova Yaşar'dan Bjk'li kaleci Hakan'a..
Tarih: 15:58, 7/11/2007 Kategori: DiGER

8-0'lık Liverpool maçının ardından eski FB ve milli takım kalecisi "Kova Yaşar"ın Bjk kalecisi Hakan
için söyledikleri:
“İngilizlerden ilk 8 yiyen kaleci bendim, benden sonra Fatih Uras yedi, şimdi de Hakan kardeşim 8
gol yedi.
Ben yıllar önce ikinci İngiltere faciasında 8 gol yiyen Fatih Uras için, “Fatih benim çok iyi arkadaşım,
yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez” demiştim, şimdi yediğim içtiğim ayrı gitmeyen bir kardeşim daha oldu.”
Haberturk.com'dan..
Şampiyanlar Ligi ön eleme öncesi bir yorum
Tarih: 12:38, 29/8/2007 Kategori: DiGER

Kezman ve Bobo
Fenerbahçe uzun süredir ilk kez Avrupa sahnesinde diriyken, üzerine gelen bir rakip bulacak. Skor avantajına bakıldığında Beşiktaş'ın daha dengeli bir oyun oynayacağını düşünebiliriz
Fenerbahçe ilk 45 dakikaları bu yıl iyi oynayabiliyor. Oyuncular birbirlerinden kopmadan mümkün olduğu kadar tempolu, savunmada geçen yılki kadar sıkıntı yaşamadan. Fenerbahçe'nin oyunu oynayabildiği kafaca ve fizik olarak diri olduğu anlarda Anderlecht üzerine gelecek. Misal ilk maçta savunmanın önünde koordinasyonu sağlayan ve başarılı olan Biglia bu kez daha hücuma dönük bir görevle sahaya çıkacak. Böyle bir oyunda Alex fazlasıyla rahat olacak. Dikine oyunda Tümer'le birlikte en büyük silah o. Fenerbahçe uzun süredir ilk kez Avrupa sahnesinde diriyken üzerine gelen bir rakip bulacak. Böyle bir oyunda Alex ve Tümer standartlarının biraz üzerine çıkabilirlerse, misal AZ maçlarındaki performanslarına yaklaşırlarsa sadece turu değil, Kezman'ı da kazanırlar. Sarı - lacivertliler eğer ilk yarıda gol bulabilirse, iş artık Zico'ya kalacak. İkinci yarıda takımı dinç tutacak oyuncu değişikliklerini zamanında yapmalı. Colin Kazım, Semih erkenden oyundan düşülmeden sahaya sürülebilirse Fenerbahçe sadece avantajını korumakla kalmaz, skoru da artırma şansını elde eder. Fenerbahçe hem oyunun ruh hali, hem de oyun dengeleri açısından şanslı. Volkan dezavantajını saymazsak, oyunun kaderini önce forvetler, sonra da Zico belirleyecek.
Zürih'e dikkat
Beşiktaş, Zürih'tekinden daha çok topa sahip olmaya çalışacaktır. Burada dezavantaj, Zürih'in Beşiktaş'ın şu ana kadar karşılaştığı tüm ekiplerden daha kolay kontratağa çıkabilmesi. Sheriff, Kasımpaşa ya da Antep'in üzerine gittiği kadar kolay arkasını düşünmeden çıkmak kolay olmayacak. Beşiktaş'ın savunmasının Romanya milli maçında arkasına ne kadar fazla top kaçırdığını hatırlayın. Skor avantajına ve bu duruma bakıldığında Beşiktaş'ın daha dengeli bir oyun oynamaya çalışacağını düşünebiliriz. Ertuğrul Sağlam bu maça özel Cisse'nin yanına 2. bir çapa koymayı düşünebilir. Ancak asıl önemli olan, böyle bir oyunda Bobo'nun varlığının elzem oluşu. İki Serdar'ın, Tello ya da Delgado'nun pasörlüğü Nobre'yle çok uyumlu çalışmıyor. Beşiktaş'ın bilinen anlamda ve her türlü oyunda kullanılabilecek tek santrforu Higuain transferinden sonra bile Bobo. İki takım için de önemli olan bir noktayı bir cümleyle vurgulayarak tamamlayalım. Özellikle Beşiktaş'ın daha çok şut denemesi şart.
Alıntı-Milliyet Gaztesi
Turkuaz formayla ilgili ilginç bir görüş..
Tarih: 09:30, 16/8/2007 Kategori: DiGER

Turkuaz forma ne kadar Türk
Sevgili Fenerbahçeliler boş yere satır aralarını incelemesinler!.. En baştan söyleyeyim; bu yazı Fenerbahçe'nin Turkuaz (Firuze) formasını eleştirmek için kaleme alınmamıştır. Fenerbahçe özgür bir kulüptür... İstediği rengi ve modeli giyebilir. Hem böylesi değişikliklerin altında "ekonomik" nedenler vardır ki, benim hiç anlamadığım bir meseledir... Anlasam bu kadar "yolsuz" olmam. Sıradan bir Fenerbahçeli'nin dolabında kaç renk, kaç çeşit forma asıldığı tamamen meşgale alanım dışındadır. Sadece şu notu düşeyim; sürekli yeni formalar ihdas etmek "altın yumurtlayan tavuğu kesmek" olmasa bile, biraz daha çok yumurtlasın diye karnına tekme atmak gibi geliyor bana... O kadar. * * * Alan almış zaten formayı... Alacak olan, almak için sırada. Turkuaz rengine hayran olup forma alacaklar varsa; acaba ne kadar? Ne kalıyor geriye?.. "Kümesteki tavukları yolmak"!.. Kimse alınmasın, bu da bir deyimdir ve genellikle "kayıt dışı işadamlarını enselemek" yerine "kayıtlı vergi mükelleflerini" silkeleyen Vergi Dairesi'nin eylemleri için kullanılır. Kısaca Turkuaz formaların hedefi, hali vakti yerindeki taraftarlara beşinci-altıncı formayı aldırmaktır. Forma çeşitlemesi bu hızla sürdüğünde, sıra kaçınılmaz olarak "beyaz gömleğe" kadar gelecek ve "her giyilen Fenerbahçe forması olacağından" alış-veriş duracaktır üç vakte kadar! Bunlar Fenerbahçeliler ile Fenerbahçe'yi yönetenler arasındaki meselelerdir ki, beni hiç ilgilendirmez... Benim hayretim Milli Takım'ı Turkuaz renge büründürmeye çalışan Fatih Terim'edir. * * * Turkuaz (Firuze), hem "taş" hem "renk"tir. Taşın yeşile çalan mavisini ifade etmek için taşın ismi kullanılır. Meselenin "taş" kısmıyla bizim zerre kadar ilgimiz yoktur. Olsaydı iyi olur muydu bilemem... Uyduruk bir iki "fayda" dışında, taşıyan insana "kadınsı bir çekicilik" kattığı yazılıyor "taşların özellikleri"nde! Çin'de, İran'da, hatta Nevada, Colarado'da çıkarılmış ve Çinliler, İranlılar, Kızılderililer tarafından alet-edevat, süs eşyası yapılmıştır tarih boyunca. Misak-ı Milli sınırları içinde yok. Turkuaz'ı İpek Yolu'ndan Avrupa'ya taşıyan Venedikli tüccarlar, en son Türk ülkesinden geçtiği için Firuze'ye "Türki" anlamına gelen Turkuaz adı verilmiş olabilir. Turkuaz rengine gelince... O biraz daha yakındır... İznik çinilerinin hakim rengi olmuştur asırlar boyu. Turkuaz'la en son ve en büyük ilişkimiz Sezen Aksu'nun "Ağla Firuze" şarkısıdır. * * * Ama "Türke ait" gibi bir çağrışımı var ya!.. Muhteşem bayrağımızın beyazı-kırmızısı mevcutken, biri Cumhuriyet'in umutlarını, niyetini diğeri Cumhuriyet'in kazanılmasında dökülen kanları ifade ederken, Milli Takım'ı Turkuaz rengine boyamak cazip gelmektedir bazılarına. Bakın açık açık yazıyorum... Buna tam anlamıyla ORYANTALİST (Orientalist) bakış denir. Yani "buraya" Avrupalı gözüyle bakmak. Ya da onların bakışını içselleştirip gündelik hayata sokmak. * * * Nedir Oryantalist bakış?.. Avrupa, emperyalizmi kusursuz işleyen kârlı bir makine haline getirdikten sonra, bir takım Avrupalı "Şarkiyatçılar" Doğu'yu araştırma ve anlama derdine düşmüş ve kafa patlatmışlardır. Ama ne araştırmalar... (Gerçek bilim adamlarını tenzih ederim) Doğu'ya "öteki" diye bakarak ve "farklılıkları" büyüteçleyerek, Avrupa'nın üstünlüğünü "veri" kabul ederek, araştırmış, anlamış ve bazı yargılara varmışlardır. Fena halde tartışmalıdır çıkarsamalar. İşin acı tarafı; onların görüşlerini "kaynak" alan Doğululardır. Bunun örnekleri, turistik kafelerde fes giydirilmiş garsonlarımızdır mesela... Hemen her fırsatta ortaya bir dansöz sürmek de buna dahildir... Turkuaz denilen rengi milli bir değer sanıp Milli Takım'a giydirmek de. Konçlara da "hindi" amblemi yapıştırın bari. * * * Fenerbahçe'nin Firuze forması kılık kıyafet özgürlüğü sınırlarındadır ve ancak "beğendim-beğenmedim" demek hakkım vardır benim. Ama bir Türk vatandaşı olarak doğrudan müdahil olurum Milli Takım formasına. Fikrimi de söylerim, mücadele de ederim. Turkuaz'ın "bizi ifade ettiğine" gülüp geçemem... "Alaturka"lığa "hazır adımız konmuş layık olalım bari" diyemediğim gibi. İstediği kadar iyi niyetli ve nahif bir fikir olsun... İstediği kadar "art niyetsiz" kabullenilsin... Huylanıyorum! Çünkü bize programlanan "son"un, sıkı bir fırtınayla kökümüzden sökülmek değil, böyle önemsiz çentiklerle kendi kendine kırılıp devrilecek hale getirilmek olduğunu düşünüyorum.
{ } { Sonraki Sayfa }
SON YORUMLAR
ÖNCEKİ YAZILAR
KATEGORİLER
{ } { Sonraki Sayfa }
|